AHPADİ Derneği’nin ve Cumhuriyetçi Birlik Platformu ile birlikte düzenlediği “Çözüm; Neden Atatürk, Kemalizm ve Kemalist Programda” başlıklı konferansta, açılış konuşmasını yapan AHPADİ Dernek Başkanı Sayın Av. Mehmet EKTAŞ, Cumhuriyetin temel taşının "Adalet" olduğunu “Kemalizm’in gücünü doğrudan halktan aldığını vurguladıktan sonra "Kemalizm’in yeniden yüksek sesle talep edildiği günleri görmenin mutluluğu içerisindeyiz" dedi.
Etkinliğe konu olan Atatürk ilkeleri, Ulusalcılık (Ulusçuluk, Milliyetçilik), Halkçılık, Cumhuriyetçilik, laiklik, Devletçilik, İnkılapçılık (Devrimcilik olarak nitelendirilen bu kavramların hepsi Türk milletinin çimentosu ve harcıdır. Birlik ve beraberliğini sağlayan en önemli unsurlardan biridir.
Atatürk ilklerinin her biri Türk milletinin dünyada saygın toplumlar arasında yer almasına katkıda bulunmuş, Türk milleti de çağdaş bir toplum olmuştur. Bu ilkeler doğrultusunda çağdaş, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti oldu.
Bu ilkler sayesinde halk kendi kendini yönetmektedir. Irkçılık yoktur. Dini inançlardan dolayı insanlar arasında ayrım yoktur. Devlet ekonomik faaliyetlere katılır ve özel sektörü de korur yeniliklere açıktır. Ülke sınırları içinde yaşayan bütün insanlar hür ve eşittir.
Atatürkçülük bir diğer adı ile Kemalizm’in bütünleyici İlkeleri ise “Tam Bağımsızlık, Ulusal Egemenlik, Akılcılık ve Bilimcilik, Gerçekçilik, Çağdaşlık, Barışçılık, İnsancıllık, Evrensellik, Emperyalizm Karşıtlığı, Ulusal Birlik, Eşitçilik, Ülke Bütünlüğü” dür.
Mustafa Kemal ATATÜRK, ilim ve bilimi, Türk Milletinin varlığı için zorunlu görmüş ve “ Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, başarı için en gerçek yol göstericisi ilimdir, fendir. İlim ve fennin dışında yol gösterici aramak gaflettir, cahilliktir, doğru yoldan sapmaktır. “ demiştir.
Mustafa Kemal ATATÜRK, sanayileşmede dünyaya örnek teşkil edecek önemli gelişmeler sağlamıştır. Yabancı şirketleri millileştirerek, ekonomide görülen yabancı tekelleri kırmıştır. İthalatta, gümrük vergilerini yükselterek, yerli üretimin yabancı mallarla rekabet edebilmesini kolaylaştırmıştır. Bugün, sanayimizin temelini teşkil eden, onlarca fabrika gerçekleştirildi.
1929-1938 yılları arasında ağır sanayi üretimi %152, toplam sanayi üretimi ise %80 artış göstermiştir. Kömürde %100, kromda %600, diğer madenlerde %200 artış olurken, demir üretimi sıfırdan 180.000 tona çıkmış, şeker üretimi 200 misli artmıştır. Öyle ki, Türkiye dünyada krom üreticisi ve ihracatçısı ülkeler arasında ikinci sıraya yükselmiştir.
Ancak Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün ekonomik, özellikle de devletçilik politika ve stratejilerini, ne anladık ne de anlatabildik. Çözümü de başka sistemlerde aradık. Oysa ATATÜRK, “ Türkiye’nin tatbik ettiği, devletçilik sistemi, on dokuzuncu asırdan beri sosyalizm nezaretçilerin ileri sürdükleri fikirlerden alınarak tercüme edilmiş bir sistem değildir. Bu Türkiye’nin ihtiyaçlarından doğmuştur. Türkiye’ye has bir sitemdir. “ demiştir.
Son ABD ve AB’deki, küresel ekonomik krize çözüm şekli, Atatürk’ ü, haklı çıkardı. Türkiye Cumhuriyeti’ni idare edenler ve edecek olanlar, bu krizlerden ders alır mı bilinmez ama Atatürk’ ün, ekonomik strateji ve politikalarını dikkate almak zorundadırlar. Çünkü “ Mutedil Devletçilik” bugünkü, küresel ekonomik krizde çözüm olarak ortadadır.
Ekonominin temeli olan tarımda, başarılı olmak için her şeyden önce köylünün
durumunu düzeltmek gerektiğini belirten ATATÜRK,” Türkiye’nin, gerçek sahibi ve efendisi, gerçek üreticisi olan köylüdür. O halde herkesten daha çok refah, mutluluk ve zenginliğe layık olan köylüdür.” demekle kalmamış, köylüden ağır vergilerin kaldırılması, köylünün, maddi yönden güçlendirilmesi, köylünün üretim imkânlarının artırılması, köylünün bilgi seviyesinin yükseltilmesi, toprak sahibi olmayan köylülere toprak verilmesi, gibi önemli uygulamaları da hayata geçirmiştir.
Mustafa Kemal ATATÜRK’e göre tam bağımsızlık, millet ve devlet olmanın olmazsa olmaz koşulu olup “ Tam bağımsızlık dendiği zaman, elbette siyasi, mali, iktisadi, adli, askeri, kültürel ve benzeri her hususta tam bağımsızlık ve tam serbestlik demektir Bu saydıklarımın herhangi birinde bağımsızlıktan mahrumiyet, millet ve memleketin gerçek manasıyla bütün bağımsızlıktan mahrumiyet demektir. Biz, bunu temin etmeden barış ve sükûna erişeceğimiz inancında değiliz “ demiştir
Ayrıca Dünyada COVİD-19 ve açlık korkusuyla, Köy Enstitüleri de dünyanın, yeni umudu oldu. ABD, Hindistan, Venezuela, Kore gibi 100’ün üzerinde ülke "Atatürk Modeli" diye tüketimden, üretim toplumuna geçiş için, enstitüleri örnek alan uygulamalara başladılar.
Mustafa Kemal ATATÜK’ün önderliğinde milletin verdiği bağımsızlık ve var olma mücadelesi, tüm dünyanın mazlum milletlerine, tüm ezilen, sömürülen halkların bağımsızlık meşalesi olmuştur.
ATATÜRK gerçeğin adamıdır. Nerde ne yaptı, neye karar verdi ise daima en iyisini yapmış, en hayırlısına da karar vermiştir. Atatürk devrimlerini, fikir ve düşüncelerini, titizlikle korumak, ödün vermemek, yaygınlaştırılması ve kökleşmesi için de gayret ve çaba göstermek zorundayız. Çünkü onun devrimleri, fikir ve düşünceleri dün olduğu gibi bugün ve gelecekte de rehberdir.