Eskişehir gündemi bu ara gerçekten çok hareketli.
Geçtiğimiz günlerde CHP Genel Başkanı Özgür Özel geldi.
Daha o ziyaretin yankıları dinmeden bu kez Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın programı açıklandı.
Programa bir baktım...
Özgür Özel’le neredeyse aynı.
Özel Hamamyolu esnafını gezdi.
Bakan Hanım çarşı esnafını ziyaret etti.
Özel Alzheimer Merkezi’nin açılışını yaptı.
Bakan Hanım Yaşlı Aktif Yaşam Merkezi’ni açtı.
"Acaba misilleme program mı?" diye içimden geçirirken bir de baktım, Bakan Hanım basın mensuplarıyla toplu fotoğraf çektirmiş.
Dedim ki "Tamam, bu iş iyice benzemiş."
Malum Özgür Özel de basınla toplu fotoğraf vermişti.
Hatta iki fotoğrafta da yokum.
O derece aynı şeyler yaşandı.
Tam ben olmayan kareleri bulmuşlar.
Böylece tarafsızlığımı da korumuş oldum.
İşin bir de koruma tarafı var.
Son günlerde koruma görünce refleks geliştirdim.
Sanki biraz fazla yaklaşsam biri omzuma dokunacak da, "Buradan ne çekiyorsun?" diyecekmiş gibi hissediyorum.
Hele Özgür Özel’in kahverengi gömlekli koruması...
Adının Emre olduğunu sonradan öğrendik.
Ben kendisini bir ara lunaparktaki balerin oyuncağına benzettim.
Hani kendi ekseninde döner ya...
O da sürekli dönüyor.
Açısına giren olursa vurup geçiyor.
Mantık yok.
Tabii işin şakası bu.
Ama kahverengi gömlek görünce ister istemez irkiliyorum.
Travma oldu bende.
Derken ertesi gün Bakan Hanım’ın programı...
Valilikteyiz.
Ben de "En arkada durayım, kimseye batmayayım." modundayım.
Tam o sırada bir koruma yaklaştı:
"Affedersiniz, biraz geriye geçebilir misiniz?" dedi.
İçimden "İşte başlıyoruz..." dedim.
Sonra fark ettim ki gayet nazik söylüyor.
"Kardeşim sen böyle iste, ben en arkadan da çekerim." diyecektim.
Sonra vazgeçtim.
Espriyi anlatana kadar program biterdi.
Aslında günün en dikkat çeken tarafı buydu.
Gün boyu herkes son derece kibardı.
Bir ara AK Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Mustafa Kemal Bandırma yol verip, "Buyurun Özge Hanım." dedi.
Normalde bunlar haber olmaz.
Yazılmaz da.
Ama Özgür Özel programından sonra insan ister istemez şaşırıyor.
Bir an içimden….
"Çantamı çekiştirin...
Üstüme yürüyün...
'Sen kimsin?' diye bağırın...”
Lütfen…
Ben alıştığım düzene döneyim." diye geçmedi desem yalan olur.
Çünkü sarsıldım.
Düzenim bozuldu…
Bir tuhaf oldum.
Sonra fark ettim ama…
Bir gün arayla aynı şehirde iki program izledim.
Güzergâhlar birbirine benziyordu.
Açılışlar birbirine benziyordu.
Fotoğraflar bile birbirine benziyordu.
Ama insanın aklında kalan, programlar değil, insanlara nasıl davranıldığı oldu.
Velhasıl kelam iki günde korumalar sayesinde insanlıktan da nezaketten de önemli bir ders almış olduk!