Dünyada ve ülkemizde ortalama sıcaklığını yükselten küresel ısınma, atmosferdeki sera gazlarının artmasıyla oluşmaktadır. Bu durumda dünya yüzeyinde ve atmosferde ölçülen ortalama sıcaklıkların uzun vadeli artış göstermesidir. Bu süreç, gezegenimizin iklim sistemini değiştiren en temel etkendir.

Küresel ısınma dünya genelinde, kimi yerlerde kuraklığa sebep olurken kimi yerlerde ise sel ve taşkınlara yol açmaktadır. Meydana gelen iklim değişiklikleriyle birlikte okyanus ve deniz suları ısınmaktadır. Özellikle kuraklığın yaşanması ve sıcaklıkların artması insan sağlığını ciddi boyutta tehdit etmektedir.

Ülkemizde son 10 yılın verilerini incelediğimizde kış mevsiminde kar miktarında ciddi oranlarda düşüşlerin olduğunu görülüyor. Bunun beraberinde mevsimlerin kayması ile birlikte yağışlar, özellikle kar yağışı olarak değil de daha çok ilkbahar dönemlerinde yağmur olarak etkisini göstermektedir.

Uzmanlara göre mevsim kaymalarının küresel ısınmayla birlikte en büyük etkisini tarım sahalarında ve tarım planlamalarında görülüyor. Özellikle bitkilerle birlikte tohumların ekim, yeşerme ve hasat dönemlerini incelediğimizde, bu yağışların fazlasıyla gerilere kayması özellikle çiftçilerin planlamalarında, tohumlarını geç ekmesinde, ürünleri geç almasında ve hasatlarında ürün verim kayıpları günümüzde küresel ısınmanın en büyük sonuçları olarak gösteriliyor.

İklim değişikliği temiz suya erişimi zorlaştırırken, azgelişmiş ve gelişmekte olan Afrika, Asya ve Latin Amerika ülkelerinin tarımsal üretimi ve gıda güvenliği iklim değişikliğinin, yıkıcı etkileri nedeniyle tehlikeye girmektedir.

Dünyada, bir milyardan fazla insanın temel besin kaynaklarına kolay ve istikrarlı bir şekilde ulaşamamaktan dolayı yetersiz beslendikleri (FAO, 2009) düşünüldüğünde, iklim değişikliğinin ilerleyen yıllarda tarım üzerinde daha da etkili olması sürpriz olmayacaktır.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) raporlarına göre kuraklık, yoksulluğu derinleştiren ve gezegen genelinde milyonlarca insanı etkileyen en büyük iklim krizlerinden biridir. Kuraklığın başlıca yıkıcı sonuçları arasında; tarımsal üretimin düşmesi, gıda güvensizliği ve artan iç göçler yer alır.

Küresel ısınma ile birlikte ülkemizde artan sıcaklıklar, düzensiz yağışlar ve şiddetli kuraklıklar Türkiye tarımını tehdit etmekte, yıllık ürün düşüşlerine ve gıda enflasyonuna yol açmaktadır. Su kaynaklarının azalmasıyla sulama sorunları artarken, tarımsal zararlıların yayılması verim kayıplarını tetiklemektedir.

Küresel ısınmadan Eskişehir de etkilenmektedir. Bu nedenle de kuraklık, aşırı sıcaklar, sel ve orman yangınlarına yönelik bilim temelli risk haritaları hazırlandı. Avrupa Birliği’nin finanse ettiği, Türkiye Belediyeler Birliği ile Dışişleri Bakanlığı lider kurum olduğu ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından yürütülen Sivil Katılım Projesi kapsamında bir proje hayata geçirildi.

Türkiye Belediyeler Birliği ile Dışişleri Bakanlığı bir Avrupa Birliği Başkanlığı’nın lider kurum olduğu ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Eskişehir için bir sonuç değil; bilim temelli, katılımcı ve ortak akılla yürütülecek iklim mücadelesinin güçlü bir başlangıcı oldu.

Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nce yürütülmekte olan proje, 980 proje içerisinden hibeye uygun görülen 29 proje içerisinden yüksek puanla 2. Sırada yer almıştır. Başarılı projeler içerisinde proje yürütücüsü olan tek İl Müdürlüğü Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'dür. Toplam proje bütçesi 149.960,37 Euro olup hibe tutarı 134.904,35 Euro'dur.

Projenin yürütücüsü Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, proje ortakları ise Sakaryabaşı Sulama Birliği Başkanlığı ve Odunpazarı Ziraat Odası Başkanlığı (İl Ziraat Odaları Koordinatörü sıfatı ile) 'dır. Proje uygulama alanı Sakarya Nehri'nin doğduğu Çifteler ve Sivrihisar ilçeleri olarak belirlenmiştir.

Projenin genel amacı; iklim değişikliğine uyumun sağlanması için koruyucu tarım tekniklerinin uygulanması ve yaygınlaştırılmasıdır. Proje küresel iklim değişikliğine karşı saha uygulamaları içeren, bu uygulamaları raporlayan ve paydaşlarla paylaşmayı amaçlayan, doğrudan üreticilerin el birliği ile yaparak öğrenme dürtülerini ortaya çıkaran tek projedir. Bu kapsamda toplam 4.550 dekar alanda EBA(ekoloji tabanlı tarım) uygulamaları örneklendirilecektir.

Eskişehir’de iş makinalarıyla oluşturulan teras alanlarına toprağın organik madde miktarını, su tutma kapasitesini artırmak amacıyla organik kayaçlar Leonardit ve klinoptilolit olan ile mikrobiyal gübre ve su tutucu ürünleri kullanılmıştır.

Çiftçimizin, modern teknikleri kullanarak iklim değişikliğine dayanıklı hale gelmesi amaçlanan proje kapsamında Eskişehir’deki en büyük 1.000 ağaçlık kuşburnu bahçesi de kurulmuştur. 27.000 metrekare bahçeye, damlama sulama ekipmanları çiftçimize %100'ü hibe olacak şekilde temin edildi.

Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nce Eskişehir İlinde İklim Değişikliğine Dayanıklı Tarımsal Üretim Modelinin Uygulanması ve Yayımı Projesi kapsamında 10 Nisan 2025 tarihinde Sivrihisar İlçesi Koçaş Mahallesi'nde suyu az tüketen (1.000 adet badem ve 1.000 adet kuşburnu) fidan dikimi gerçekleştirildi. Kuşburnu fidanları dikensiz ve yerli bir çeşitten seçilirken, badem fidanları için en geç çiçek açan bir çeşit seçilmiştir.

Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nce Eskişehir İlinde İklim Değişikliğine Dayanıklı Tarımsal Üretim Modelinin Uygulanması ve Yayılım Projesi uygulamasında mükemmel performans tesadüfen ortaya çıkmadı. En önemli unsur, İl Tarım ve Orman Müdürü Sayın Yüksel ÇİL ve ekibinin verdiği eğitim, yönlendirme, ve cesaretlendirme sürecinin de bir sonucudur. Bu hedef ve stratejiler, projede sürekli kaliteyi iyileştirmeye yöneliktir. Bunu sağlamak için de projede diğer illere örnek teşkil edecek sorumluluk üstleniyorlar, risk alıyorlar ve fedakârlık da yapıyorlar.