CHP Eskişehir İl Başkanı Volkan Enver Kılıç, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’ın, ‘CHP’nin olmadık insanların eline kalması da ayrı bir sıkıntı’ şeklindeki açıklamasına sert tepki gösterdi.
Kılıç, “Ahmet abi yıllarca Cumhuriyet Halk Partisi’nde siyaset yaptı. Çok ayıp ediyor kendisi. Ahmet Ataç konuşturursa beni sokağa çıkamayacak hale getiririm. Yaşı itibariyle ben kendisine saygı duyuyorum, ne dediğini bazen unutuyor ama eğer bir daha CHP ile ilgili bir kelime söylerse o sokağa çıkamaz. Onun ile ilgili de belgeler var, o bilir ne belgeleri olduğunu. Konuşmuyoruz yaşı itibariyle. Onun yol arkadaşlarının hepsi cezaevinde” diye konuştu.
***
Evet efendim…
Öncelikle Sayın Kılıç, CHP’de bilinen bir isim olsa da kendisiyle yakın zamanda gazetemize gerçekleştirmiş olduğu ziyaret vesilesiyle tanıştığımı belirtmek istiyorum.
Bendenizde bıraktığı izlenime gelirsek oldukça bilgili ve samimi bulduğumu söyleyebilirim.
Ama hepsinden önce de dobra. Siyasette bu karakteristik özelliğe sahip kişiler ile çok sık karşılaşmadığımız bir gerçek. Bu sebeple kendisini takdir etmedim değil.
Ne var ki Kılıç’ın yukarıdaki açıklamasına baktığımda “dobralık” ile “nobranlık” arasındaki o kritik çizgiyi fazlasıyla aştığını görüyorum.
Tamam. Ahmet Ataç’ın siyasi nezaket sınırlarını zorlayan “CHP olmadık insanların eline kaldı” ifadesini sineye çekmek kolay olmayabilir.
Elbette yanıt vermek de gerekir.
Lakin bu şekilde mi olmalıydı?
Kulağa son derece hoş gelen “abi” ifadesiyle başladığı açıklamasında “yaş” ya da “sağlık” mefhumu üzerinden ilerlemesi…
Ve de kullandığı tehditkar üslup…
Açıkçası hiç olmamış ve yakışmamış.
Ancak!
Üslubu ya da tavrı yanlış diye Sayın Kılıç’ın söylediklerini yok sayacak da değiliz.
Kılıç, elinde Ataç ile ilgili belgeler olduğunu iddia ediyor. Üstelik bu belgelerin ne olduğunu Ataç’ın da bildiğini belirtiyor.
Devamında ise “konuşmuyoruz yaşı itibariyle. Onun yol arkadaşlarının hepsi cezaevinde” sözleriyle de ortada hukuki bir mesele olduğunu ima ediyor.
Hal böyleyken sırf üslubu yanlış diye tüm bu söylediklerini görmezden mi geleceğiz?
Asla!
Sonuçta madem konu buralara kadar geldi; gerek kamuoyu vicdanının rahatlatılması ve gerekse kimsenin haksız yere zan altında kalmaması adına Sayın Kılıç’a önemli bir görev düşüyor:
“Her ne biliyorsa ve elinde neyin belgesi varsa kamuoyu ile paylaşmalı.”
Bunu yapabilirse “kendisiyle ilgili izlenimlerimde haklı çıktım, gerçekten dobra bir insanmış” diyebilirim.
Lakin:
Olur da sözlerinin arkasında duramazsa, yaşayacağım hayal kırıklığının çok da büyük olmayacağını bilmesini isterim.
Önce biraz kendime kızarım. Ardından da “insanlara paye verirken iki kere düşünmem gerekiyormuş” der geçerim.
Ne var ki kamuoyunda inandırıcılığını kaybedecek olan CHP İl Başkanı Kılıç’ın, süreci benim kadar az hasarla atlatamayacağı kesin.
Yorum sizlerin.
Bendeniz pazartesi günü yine buradayım.
Beklerim efendim…

GÜNÜN SÖZÜ:
Ne söylediğimiz kadar, nasıl söylediğimiz de önemlidir. Yanlış üslûp doğru sözün celladıdır.
- Sadi Şirazi