Eskişehir senelerdir bozkırın ortasında ayazı, sert iklimi ve kuru toprağı ile biliniyor. Tarımsal çeşitlilik konusunda çok geniş bir yelpazeden bahsedilmiyor. Ancak bu algının kırılmasındaki en önemli ilçelerden birisi Sarıcakaya oldu. Sakarya Nehri’nin kıyısına yaslanmış küçük bir ilçe kendi tarım hikayesini yazıyor.

Sarıcakaya’da zeytin ağaçları bilinçli bir tarımla yeniden şekillendirildi. Akdeniz ikliminin hissedildiği bu küçük ilçede zeytin ağaçları da kendine güçlü bir yer açtı. Bugün itibariyle ilçede yaklaşık 70 bin zeytin ağcı bulunuyor. Bunlardan 27 bini ise meyve veriyor. Bu ağaç sayıları sadece birer rakamları değil insanların sabırlarını, umutlarını ve doğru tarım politikalarının sonuçlarını bizlere gösteriyor.

Zeytin yetiştiriciliği aceleye gelmez. Dikildikten sonra maddi anlamda bir karşılık beklemek yanlış olur. Dikildikten yıllardan sonra hasat edilir. Burada da üreticinin sabrı test edilir. Sarıcakaya ise bu sabrı göstermiş. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın destekleriyle yürütülen projeler, özellikle de Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi (TAKE) Projesi, bu sürecin en somut örneklerinden biri. Geçtiğimiz yıl 70 dekarlık alana dağıtılan 2 bin 100 zeytin fidanı, bugün değil belki ama yarın Sarıcakaya’nın üretim haritasını daha da genişletecek.

Ancak mesele yalnızca ağacı dikmek değil; o ağacın meyvesini doğru değerlendirebilmek. İşte Sarıcakaya’yı benzer girişimlerden ayıran nokta tam da burada başlıyor. Mayıslar Mahallesi’nde faaliyet gösteren zeytinyağı fabrikası, bu anlamda ilçenin en önemli kazanımlarından biri. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın kırsal kalkınma destekleriyle 2017 yılında kurulan tesis, bin metrekarelik alanda günlük 40 ton soğuk sıkım kapasitesiyle çalışıyor.

Bu fabrika sayesinde zeytin, dalında kalmıyor; aracılara mahkûm olmuyor; değerinin altında satılmıyor. Yaklaşık 5 kilogram zeytinden 1 kilogram zeytinyağı elde edilmesi, Sarıcakaya zeytinini katma değerli bir ürüne dönüştürüyor. Üstelik ortaya çıkan yağ, sıradan bir ürün değil. 0,1–0,2 asit oranı, Sarıcakaya zeytinlerini üst kalite zeytinyağı sınıfına taşıyor. Bu da ilçenin sadece üreten değil, kaliteli üreten bir merkez olabileceğini gösteriyor.

Bir diğer önemli gelişme ise 2024 yılında kurulan Sarıcakaya Zeytin Üreticileri Birliği. Tarımda bireysel çabanın artık yeterli olmadığı bir dönemde, üreticinin bir araya gelmesi hayati öneme sahip. Birlik, hem üretimde hem de pazarlamada ortak bir akıl oluşturuyor. Bu da Sarıcakaya’da zeytinin rastlantısal değil, planlı ve sürdürülebilir bir şekilde büyüdüğünü gösteriyor.

Zeytin ve zeytinyağı sadece üreticiyi ilgilendiren ekonomik bir ürün de değil. Şifası saymakla bitmeyen sağlık taşlarından biri.

Sarıcakaya’da üretilen zeytinyağının sofralara ulaşması, hem üreticiye kazanç hem de tüketiciye kalite sunuyor. Bu denge, kırsalda kalkınmanın en doğru örneklerinden biri olarak karşımızda duruyor.

Belki de asıl soru şu: Eskişehir’in zeytinle anılması hayal mi? Sarıcakaya’ya bakınca bu sorunun cevabı netleşiyor. Doğru destek, sabır ve planlama bir araya geldiğinde, bozkırın ortasında bile zeytin yeşerebiliyor.

Sarıcakaya’da zeytin ağacı sadece meyve vermiyor.

Geleceğe dair umut da veriyor.