Milletvekillerinin ön seçimle belirlenmesi meselesi, Cumhuriyet Halk Partisi’nde her seçim dönemi öncesi yeniden ısınan bir başlık. Eskişehir’de ise bu konu uzun yıllardır fiilen gündem dışı. Kent örgütü, üyelerin sandığa gittiği bir ön seçimi neredeyse unutmuş durumda.
Geçtiğimiz günlerde Talat Yalaz yaptığı açıklamada ön seçimi desteklediğini açıkça ifade etti. Dahası, örgüt içinde ön seçime karşı çıkan tek bir kişinin dahi olmadığını söyledi. Bu iddialı bir cümle. Çünkü siyaset, doğası gereği farklı eğilimlerin, farklı hesapların ve farklı beklentilerin alanıdır.
Hakkaniyetli bir değerlendirme yapacak olursak: Eğer ön seçim gerçekten tüm listeyi kapsar, adaylık için parti geçmişi, imza yeterliliği, liyakat, yaş gibi kriterleri net ve objektif biçimde uygulanırsa ortaya sağlıklı bir tablo çıkabilir. Bu durumda üyelerin iradesi tartışmasız biçimde sandığa yansır.
Ancak süreç herkesin aday olduğu, ölçülebilir kriterlerden çok kişisel kampanyaların öne çıktığı yarış sadece sayı üstünlüğüne dönüşürse, kalite değil matematik kazanır. Çünkü ön seçim sadece program ve siyasal birikimin ölçüldüğü teknik bir yarış değildir; aynı zamanda görünürlük ve kapsamlı bir organizasyon meselesidir. On binlerce üyeye ulaşmak zaman, ekip ve mali boyutunu da düşünmek gerekir.
Öte yandan CHP’nin alt yapısı yalnızca üyelerden ibaret değil. Parti üyesi olmadan her seçimde sandıkta CHP’yi tercih eden yüz binlerce seçmen var. Ön seçim sonucunda ortaya çıkacak listenin bu geniş seçmen kitlesinin beklentileriyle örtüşmemesi ihtimali de göz ardı edilmemeli. Demokrasi yalnızca örgüt içi katılımla değil, seçmen sosyolojisini doğru okumakla da ilgilidir.
Bir başka kritik başlık ise şeffaflık. Hâkim nezaretinde yapılmayan bir ön seçimde şeffaflıktan söz etmek güçtür. Sürecin parti içi denetimle yürütülmesi güven sorunlarını tamamen ortadan kaldırmaz.
Tarihe dönüp baktığımızda çarpıcı bir örnek var: 2015 yılında CHP’nin ön seçim yapmadığı tek il Eskişehir’di. Bu durum, kentin parti içi dengelerinin ne kadar hassas görüldüğünü zaten ortaya koyuyor.
Bugünkü siyasi konjonktüre baktığımda ise CHP Genel Merkezi’nin yalnızca Eskişehir özelinde böyle bir yönteme geçeceğine ihtimal vermiyorum. Üstelik yerel yönetim dengelerini sarsabilecek isimlerin sandıktan çıkma ihtimali varken bu riskin kolay alınacağını düşünmek gerçekçi değil.
Ön seçim, doğru kurallarla uygulandığında parti içi demokrasiyi güçlendiren bir mekanizmadır. Ancak kuralsız, denetimsiz ve merkezi müdahaleye açık bir zeminde yapılacak her uygulama, şeffaflık ve dürüstlük iddiasını zedeler.
Sonuçta mesele yalnızca sandık kurmak ya da ön seçim demek değil; asıl mesele, o sandıktan çıkacak iradeye hiçbir müdahale olmadan, hiçbir düzeltme ihtiyacı duyulmadan sahip çıkabilecek siyasi olgunluğun gerçekten var olup olmadığıdır.
Esen kalın.