Eskişehir’de siyaset yeniden ısınıyor. Henüz seçim takvimi resmi olarak başlamamış olsa da kulislerde hareketlilik hissedilir düzeyde. Her seçim öncesinde olduğu gibi bu kez de “kim aday olacak?” sorusu en çok konuşulan başlıklardan biri. Ancak bugünün şartlarında isimler üzerinden yürüyen tartışmaların erken ve yüzeysel kaldığını düşünüyorum. Asıl okunması gereken yer, sayıların dili.
Çünkü siyaset, özellikle de milletvekilliği dağılımı söz konusu olduğunda, duygulardan çok matematikle şekillenir.
Bugün Eskişehir’in siyasi fotoğrafına baktığımızda, geçmişle kıyaslandığında belirgin bir kırılma yaşandığını açıkça görmek mümkün. AK Parti’nin güçlü olarak nitelendirilen konumundan oldukça uzaklaştığını söylemek abartı olmaz.
Şunu net bir şekilde ifade etmek gerekir: Mevcut siyasi konjonktürde AK Parti’nin Eskişehir’de yeniden birinci parti olması için olağanüstü bir gelişme gerekir. Bu; ya büyük bir siyasi kırılma ya da seçmen davranışını kökten değiştirecek güçlü bir etkiyle mümkün olabilir. Bunun dışında kalan senaryolarda AK Parti için en gerçekçi hedef, ikinciliği koruyabilmek.
Milletvekili sayısına gelecek olursak…
Eskişehir özelinde yapılan hesaplamalar, sahadan gelen veriler ve geçmiş seçim sonuçlarının eğilimleri birlikte değerlendirildiğinde AK Parti’nin çıkarabileceği vekil sayısının 2 bandında sıkıştığını düşünüyorum.
Hatta daha açık söylemek gerekirse; AK Parti’nin 2 vekil çıkarabilmesi bile mevcut şartlarda “başarı” olarak yorumlanabilecek bir seviyeye gerilemiş durumda.
Peki bu noktaya nasıl gelindi?
Bu sorunun cevabı aslında Eskişehir’in son yıllardaki gündem başlıklarında saklı.
Şehirde uzun süredir dile getirilen birçok vaat, ya gecikti ya da beklentiyi karşılamadı. Bize yetki verin, çözelim yaklaşımıyla sunulan projelerin önemli bir kısmı ya tamamlanamadı ya da kamuoyunda tatmin edici bir karşılık bulmadı.
Son günlerde yeniden alevlenen eski devlet hastanesi arazisi meselesi bunun en güncel örneklerinden biri. Şehre 750 yataklı yeni bir hastane kazandırılacağı yönündeki açıklamalar, yerini özelleştirme tartışmalarına bıraktı. Bu durum kamuoyunda ciddi bir güven erozyonu yarattı.
Açık konuşmak gerekirse, bu tablo kimseyi şaşırtmadı.
Çünkü bu, Eskişehirlinin son yıllarda defalarca karşılaştığı bir durumun devamı niteliğinde.
Şehirde uzun süredir çözüm bekleyen konuların listesi oldukça kabarık:
Havaalanı meselesi,
çevre yolu ihtiyacı,
kentsel dönüşümde yaşanan belirsizlikler…
Her biri kendi başına ciddi birer başlık ve her biri seçmen davranışını doğrudan etkileyen unsurlar.
Seçmen artık sadece vaat duymak istemiyor. Somut sonuç görmek istiyor. Geciken ya da yön değiştiren projeler ise doğal olarak siyasi karşılık buluyor.
Bugün için ortaya çıkan tablo şu:
AK Parti için Eskişehir’de 2 vekil, ulaşılabilir ama zorlanacak bir hedef.
Dolayısıyla önümüzdeki süreçte aday belirleme kadar önemli olan bir diğer konu da kampanya dili ve güven inşası olacak. Çünkü seçmen artık daha sorgulayıcı, daha temkinli ve daha net.
Sonuç olarak;
Eskişehir’de yaşanacak seçim sürecini anlamak isteyenlerin isimlerden çok sayılara, vaatlerden çok gerçekleşenlere ve söylemlerden çok sahadaki karşılığa bakması gerekiyor.
Çünkü bu şehir artık kolay ikna olmuyor.
Ve görünen o ki, bu kez kararını verirken her zamankinden daha hesapçı davranacak.
Esen kalın.