En sonunda korkulan oldu.
Sivrihisar’da Belediye Başkanı Habil Dökmeci ve Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Taş’ın belediye koridorlarında saldırıya uğraması, artık “olur mu öyle şey” denilecek bir ihtimalin çoktan gerçeğe dönüştüğünü gösterdi.
Uzun süredir konuşulan ve “tehdit ediliyorum” çıkışlarıyla gündeme gelen Dökmeci’nin uyarıları ne yazık ki karşılıksız kalmış, tutuksuz yargılanan bir kişinin belediye binası içinde gerçekleştirdiği saldırı, sadece bir kişiyi değil aslında tüm kamu güvenliğini hedef almıştır.
Olayın en çarpıcı yanı ise bunun ani ve öngörülemez bir patlama değil, adeta adım adım gelen bir sürecin sonucu gibi görünmesidir.
Aylardır dillendirilen gerilim, açık uyarılar ve kamuoyuna yansıyan tehdit iddiaları…
Tüm bunlar bir araya geldiğinde yaşanan saldırı “şaşırtıcı” olmaktan çıkıp “ihmal edilmiş bir risk” haline gelmiştir.
Saldırı sırasında Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Taş’ın müdahale ettiği, olayın büyümesinin kısmen engellendiği biliniyor.
Ancak Mehmet Bey yara alıyor.
Çok şükür durumu şu an da iyi.
Ancak bu detay yaşananın vahametini azaltmıyor.
Bugün gelinen noktada artık kimsenin “basit bir tartışma” diyerek geçiştiremeyeceği bir tablo vardır.
Bu sıradan bir adli vaka değildir.
Bu bir nevi başkanı hedef alan belki de siyasi bir girişimdir.
Daha kötüsü de olabilirdi ancak “daha kötüsü olmadı” diyerek rahatlamak mümkün değildir.
Burada asıl tartışılması gereken konu, olayın kendisinden çok, bu noktaya nasıl gelindiğidir. Tutuksuz yargılama süreçleri ya da tehdit iddialarının yeterince ciddiye alınmaması gibi sorular artık ertelenemez.
Faillerin yargı önünde en ağır şekilde hesap vermesi elbette zorunludur.
Ancak mesele yalnızca bir “ceza” meselesi değildir; aynı zamanda bir “önleme” meselesidir. Benzer olayların başka ilçelerde, başka belediyelerde yaşandığı örnekler ortadayken ve bu ilçelere anında müdahale edilmişken bu saldırıyı münferit görüp geçmek, yarın daha ağır sonuçlara davetiye çıkarmaktan başka bir anlam taşımaz.
Parti ayrımı gözetmeden, hiçbir siyasi kimliği ayrıcalıklı ya da dokunulmaz görmeden hukuki ve idari süreç işletilmelidir.
Çünkü mesele artık sadece Sivrihisar değildir, mesele CHP’de değildir.
Mesele bir belediye başkanının can güvenliğidir.
Bu olay “ucuz atlatıldı” denilerek kapatılabilecek bir olay değildir.
Aksine, yüksek sesle konuşulması gereken, ders çıkarılması gereken ve üzeri örtülmeden tüm yönleriyle aydınlatılması gereken bir kırılma noktasıdır.
Çünkü bugün koridorda yaşanan bir saldırı görmezden gelinirse, yarın o koridorlarda geri dönülemez daha acı olaylar yaşanabilir.