Bazen bir rakam, sayfalarca rapordan daha çok şey anlatır.
2025’in sonunda Eskişehir’in hanesine yazılan 4,8 milyar dolarlık ihracat, tam olarak böyle bir rakam. Soğuk bir istatistik değil; üretimin, emeğin ve inadın toplamıdır bu.
Aralık ayında tek başına 465 milyon doları aşan bir performans ortaya koyan Eskişehir sanayisi, aslında çok daha büyük bir hikâyeyi fısıldıyor:
Zor zamanlarda ayakta kalabilen bir üretim kültürü.
Küresel ekonomi dalgalı. Enerji pahalı, hammadde pahalı, finansmana ulaşmak zor. Dış pazarlarda talep daralıyor. Böylesi bir tabloda fabrikaların bacalarının tütmeye devam etmesi, siparişlerin sevk edilmesi, işçilerin vardiyaya girmesi başlı başına bir başarı. Eskişehir’de olan tam da bu.
Bu şehir, yalnızca makine ve ürün üretmiyor; istikrar üretiyor.
Yüzde 6,84’lük ihracat artışı kağıt üzerinde küçük gibi görünebilir ama bugünün dünyasında bu oran, büyük bir direncin işaretidir. Çünkü bu artış, rüzgâr arkanızdayken değil; fırtınaya karşı kürek çekerken elde edildi.
Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nin ve kentteki yüzlerce ihracatçı firmanın gösterdiği performans, şunu açıkça ortaya koyuyor:
Bu şehir, küresel rekabette artık seyirci değil, oyuncu.
Daha önemlisi ise şu: Bu başarı, geçici bir parlamadan ibaret değil. Yıllara yayılan sanayi birikiminin, ihracat kültürünün ve nitelikli iş gücünün bir sonucu. Eğer finansmana erişim kolaylaşır, maliyet baskısı hafifler ve dış pazarlar biraz nefes alırsa, Eskişehir’in bugün ulaştığı rakamların çok ötesine geçmesi işten bile değil.
Bugün 4,8 milyar doları konuşuyoruz.
Yarın belki 6’yı, belki 8’i konuşacağız.
Çünkü Eskişehir üretmeyi bilen bir şehir.
Ve üretmeyi bilen şehirler, er ya da geç kazanır.