Hiçbir şey hemen olmadı.
Birisi çıktı büyük bir yüreklilik ile CİMER’e şikayette bulundu.
Tarihler 15 Şubat 2020’yi gösteriyordu.
Kıyamet koptu tabii.
Ama Cumhuriyet Halk Partisi’nin başına koptu..
19 Mart 2025’te İse Ekrem İmamoğlu tutuklandı.
Girne Amerikan Üniversitesinden İstanbul Üniversitesine usulsüz geçişi ile başlayan soruşturma derinleştikçe başka yeni şeyler çıktı.
Dosya kabardıkça kabardı.
İtiraf edeyim o dönem aklıma gezi olayları ve sokakların hâli geldi. Malum, Cumhuriyet Halk Partisinin mevcut il başkanı en ufak ihtilafta sokakları işaret ediyor.

Az da olsa toz dumana karışmadı da değil…
Hatırlıyorum bütün Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri, Belediye başkanları İstanbul’da nöbet tutmaya başlamışlardı.
Etkili oldu mu? Hayır…

Sonra doksan dokuzlu tesbihin ipi kopmuş da taneleri her bir köşeye saçılmışcasına tuhaf şeyler olmaya başladı.
Yani siyaset tarihinde hiç olmamış değil ama bu kadar çok ve sık olmayan bir geçiş söz konusuydu.

Bir trafik polisinin “sağa çek” uyarısı vermiş de, direksiyondaki arkadaşlar yani Cumhuriyet Halk Partisinden tam 15 Belediye Başkanı, AK Parti’ye geçiş yaptı..

Kendisinden hiç beklenmeyen isimler bile şaşırttı ama yine de geçti AK Parti’ye…
Vaktiyle geçenlere ağzına geleni söyleyenler bile hiç o ifadeleri kullanmamışçasına AK Parti’ye geçti.

Kemal Kılıçdaroğlu sonrası Özgür Özel neredeyse bir gün bile kendi partisi içindeki kaos ile ilgilenmek zorunda kalmadan muhalefet partisi liderliği yapamadı.

Sonra da işte mutlak butlan şoku…
Yine sokakları işaret ettiler.
Yağmur altında yürüdüler, polise hortum ile su tuttular falan ama ne yapsalar olmadı.

Burada da Kılıçdaroğlu yönetimine tepki göstermeyenleri sert bir dille eleştirdiler.

Herkes, tarafını başlarda sessiz sonra alenen belli etti ama birilerine göre tek taraf vardı, o da Özgür Özel yönetimiydi.

YSK’ye kurultay talebi dilekçeleri verildi ama aslında hepsi çok iyi biliyordu ki şu şartlarda zaten kurultay olamazdı.
Sırf ayrışan olmamak adına, hatta biraz ağır olacak ama ‘fişlenmemek’ adına vermiş olmak için dilekçe verdiler.

Oysa sonuç ortadaydı…

Evet, şimdi gelinen nokta ne mi dostlar?
Gelen bilgilere göre herkes Ekrem İmamoğlu’na artık herkesten daha çok kızıyor.

Ve kimse artık İmamoğlu’na özgürlük sloganları atmak istemiyor.(!)
Dahası İmamoğlu güdümü ile yönetilen bir partide olmak istemiyorlar (!)

Tüm bu olanların en büyük sorumlusu hatta müsebbibi olarak görüp partiye iktidardan daha çok zarar verdiğini düşünüyor ve kimse artık bu ismi anmak dahi istemiyor.

Yeni parti oluşumuna, Mansur Yavaş liderliğine belki biraz sıcak bakmışlardı ama onun da ciddi yapılanma sorunları olacağını düşünüp vazgeçtiler.

Hülasa akıbet muamma ama duruş net.
İmamoğlu kendi partisinin içinde bile adeta yok sayılacak.
Herkes yavaş yavaş da olsa bu durumu istese de istemese de kabullenecek ve Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi ile devam edecek.

Ama pardon, devam edecek olanlara artık Kemal Kılıçdaroğlu karar veriyor.
Hatta çoktan başladı.
Kemal Kılıçdaroğlu seçim sürecine kadar kendi kara listesinde olmayan arkadaşları ile yeni bir ekip kuracak ve onlarla ilerleyecek.
Eskişehir’in durumu ne olur tahayyül etmek çok da zor olmasa gerek.
Efendim muhalefetin en çok kendi içinde birbirine muhalefet ettiği canım ülkemde siyasetin tansiyonu hiç düşmezken ülke adeta bu kaos ortamına o kadar alıştı ki, kimse dönüp de “Ne oluyor?” dahi demek istemiyor.
Muazzam ve çok kaliteli bir bıkkınlığımız var.
Haftaya ne olur ki?
Kesin bir şeyler olur, biz buralardayız.