Siyasette hata olur.
Ama bazı hatalar vardır ki takvimle değil, vicdanla ölçülür.
Henüz iki ay önce…
Eskişehir genelinde etkili olan geniş ölçekli yağmur nedeniyle şehir adeta suya teslim olmuşken, CHP Odunpazarı İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen dayanışma yemeğinde ortaya çıkan görüntüler kamuoyunun hafızasına kazındı. Pistte çalan çiftetelli eşliğinde göbek atan CHP’li yöneticiler, dışarıda suyla boğuşan bir şehir manzarasıyla yan yana gelince tepkiler kaçınılmaz oldu.
Gazetemiz de bu durumu “Şehir Sular Altında Başkanlar Çiftetellide” başlığıyla gündeme taşıdı.
O gün Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un açıklaması şuydu:
“Yağmur yağacağını nereden bilebilirdik. Kasıtlı yapılmış bir eylem değildi.”
Peki bugün soralım:
Depremin yıldönümünü de mi kimse bilemedi?
CHP İl Başkanlığı tarafından 7 Şubat 2026 Cumartesi günü bir dayanışma yemeği düzenleneceği duyuruldu.
Ancak belirlenen tarih sıradan bir gün değil.
7 Şubat…
“Asrın felaketi” olarak anılan, on binlerce insanın hayatını kaybettiği, milyonlarca insanın evsiz kaldığı büyük depremin yıldönümü haftasında daha yaralar sarılmamışken.
Acıların yeniden hatırlandığı, mezar başlarında duaların edildiği, enkaz altından çıkan hatıraların yürekleri yaktığı bir zaman dilimi.
Kısacası, bu topraklar için yas günü.
Gelen tepkilerin ardından etkinliğin iptal edildiği belirtiliyor.
İptalin gerekçesi olarak ise böylesi bir günde eğlencenin doğru olmayacağı gösteriliyor.
Ancak asıl mesele tam da burada başlıyor.
Bu ülkede yaşanan en büyük felaketlerden birinin yıldönümüne dayanışma yemeği planlanırken, bunun yaratacağı toplumsal hassasiyet gerçekten kimsenin aklına gelmedi mi?
Takvime bakılmadı mı?
O haftanın anlamı, yükü, acısı hiç mi düşünülmedi?
Yoksa düşünüldü de, kamuoyundan tepki gelene kadar sorun edilmedi mi?
Eğer tepkiler yükselmeseydi, o gece yine şen şakrak geçecek miydi?
Müzikler çalacak, alkışlar yükselecek miydi?
Bu soruların cevabı ne yazık ki net değil.
Siyaset yalnızca organizasyon yapmak değildir.
Siyaset, toplumun acısını hissedebilmektir.
Yas tutan bir ülkede, felaketin yıldönümünde eğlence planlamak; “dayanışma” adı altında bile olsa etik bir zemine oturmaz.
Bir kez “öngöremedik” dersiniz, anlaşılabilir.
İkinci kez “tesadüf” dersiniz, sorgulanır.
Ama benzer durumlar tekrar ediyorsa, artık bu tablo tesadüf olmaktan çıkar.
Takvim şaşabilir.
Ama vicdan şaşmamalı.
Ve siyaset, her şeyden önce bunu bilmek zorunda.
Esen kalın.