Evet bundan yıllar önce de Dede Korkut parkında birkaç yoga yapan hanıma izin verilmemişti.

Geçtiğimiz hafta da bebekleri ile spor yapacak annelere izin verilmedi.

İktidar partisi etiketi taşıyan bu parkın yapılmasına vesile olan Nabi Avcı bakanımız da hedef alındı. AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak da.

Öyle ki sanki öncesinde Nabi Avcı verdi talimatı, şimdi de Gürhan Albayrak..

Geçmişte de aynı hata düzeltilmişti, şimdi de tekrar eden bu hata düzeltildi.

Tamamen kişisel kanaati ile aksiyon alan görevli de AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak’ın talimatı ile başka bir yerde görevlendirildi.

Sonra Albayrak çıktı ve dedi ki;

“Her durumda ben sorumluymuşum gibi faturanın bana kesilmesi beni üzüyor”

Bu aralar Albayrak’a ne çok eleştiri var değil mi ?

Her zaman vardı da bu aralar sesler biraz yükseldi.

Albayrak üzülüyor arkadaşlar..

Oysa Albayrak dönemi farklı, kreative, boş hareketli, çok sesli, hep sahnede, hep kürsüde.

Ama öyle, Ama böyle…

Albayrak’ın diğer AK Parti İl Başkanlarından en önemli farkı ne biliyor musunuz?

Danışmanları var..

Mevzumuz danışmanlar değil SAKIN ALGI YAPMAYIN (!)

Belki de dünyanın en iyi insanları hatta en iyi danışmanları..

Ama geçen bir dost meclisinde sohbet ediyoruz,

Çok geriye gitmeye gerek yok bir sene geriye gidelim daha önceki il başkanlarının danışmanı yok muydu?

Danıştıkları vardır da danışmanları var mıydı ?

Kimseye özellikle böyle bir anlam yüklememişler miydi ?

Peki teşkilat danışmanların gerisinde mi ?

Teşkilattan önce bu ehil arkadaşlarımıza mı güveniyor Sayın Albayrak ?

Bakın tekrar ediyorum mevzumuz danışmanlar değil,

Belki de hakikaten gerekiyor.

Gerekiyor mu ?

Herkesin dilinde ama överek ama eleştirerek danışmanlar.

İL BAŞKANININ DANIŞMANI VAR DA TEŞKİLATI NE İŞE YARIYOR?

Siyasette en zor şey konuşmak değil, birlikte çalıştığın insanlara güvenmektir.

Bir siyasi partinin il başkanlığı makamı, kişisel bir yönetim ofisi değil neticede.

O makam; teşkilatın, üyelerin, mahalle temsilcilerinin, gençlerin, kadınların ve yıllardır o parti için emek veren insanların ortak sorumluluğunu taşır.

Kolay iş değildir il başkanı olmak.

Hele ki iktidar partisinin il başkanı olmak.

Peki, AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak’ın danışmanları neden var?

Bu soruyu sormak kimseye haksızlık değildir. Tam tersine, siyasi sorumluluk taşıyan bir makamın çalışma yöntemini sorgulamak, kamuoyunun en doğal hakkı.

Öyle değil mi ?

Elbette bir il başkanının danışmanları olabilir. Danışmanlık, doğru kullanıldığında yöneticinin işini kolaylaştırabilir, iletişimi güçlendirebilir ve karar süreçlerine katkı sunabilir. Mesele danışmanın varlığı değil; danışmanın hangi ihtiyacı karşıladığı, nasıl bir görev üstlendiği ve teşkilatın bu yapının neresinde durduğu.

Sorulması gereken asıl soru hatta şu,

Danışmanlar teşkilata destek olmak için mi var, yoksa teşkilatın yapması gereken işleri üstlenmek için mi?

Bu sorunun cevabı, siyasi yönetim anlayışını anlamak açısından oldukça önemli.

TEŞKİLAT VARSA, GÜVEN NEREDE?

AK Parti gibi teşkilat yapılanmasını siyasetin temel unsurlarından biri olarak gören bir partide, il başkanının en büyük gücü yalnızca makamı değildir. O gücün arkasında, sahayı bilen ve yıllardır emek veren insanlar vardır.

Mahalle mahalle dolaşan, vatandaşın derdini dinleyen, seçim dönemlerinde kapı kapı gezen, gerektiğinde ailesinden ve işinden fedakârlık eden teşkilat mensupları…

Şimdi insan sormadan edemiyor:

Madem bu kadar geniş bir teşkilat var, neden ayrıca danışmanlara ihtiyaç duyuluyor?

Danışmanlar hangi eksikliği gideriyor? Teşkilatın içinde bu görevleri üstlenebilecek isimler yok mu?

Daha da önemlisi, teşkilat mensupları kendilerini karar mekanizmasının bir parçası olarak mı görüyor, yoksa kararların dışında bırakılmış bir kalabalık olarak mı hissediyor?

Teşkilata hiç danışıldı mı mesela ?

Burada kimsenin niyetini okuyamayız. Danışmanların varlığından hareketle Gürhan Albayrak’ın teşkilatına güvenmediği sonucuna kesin olarak varamayız.

Ama kimsenin aklına da bu gelmiyor diyemeyiz.

Ben gelenlere denk geldim.

Ama şunu da söylemek gerekir: Bir yönetici, çevresinde ne kadar çok danışman bulundurursa bulundursun, asıl sınavını kendi kadrosuyla kurduğu ilişkide verir.

Çünkü danışman akıl verebilir; fakat teşkilatın yerine sahaya çıkamaz. Rapor hazırlayabilir; fakat vatandaşın kapısını çalan insanın yaşadığı deneyimi bütünüyle karşılayamaz. Bir yöneticiye yol gösterebilir; fakat o yolun siyasi sorumluluğunu yönetici adına üstlenemez.

En başında sorduğum soruyu yinelemek istiyorum,

Daha önceki il başkanlarının danışmanları var mıydı ?

AK Parti Eskişehir’de geçmiş dönem il başkanları da danışmanlarla mı çalışıyordu? Çalışıyorlarsa bu yapı hangi görevleri yerine getiriyordu? Çalışmıyorlarsa bugün böyle bir ihtiyacı ortaya çıkaracak ne değişti?

Bu soruların cevabı, kişisel yorumlardan çok somut bilgiyle verilmeli ama varmışsa da kimse aleni olarak bunu yapıp adeta açık hedef gibi hatta kalkan gibi bu danışmanları kimsenin gözüne sokmazdı, sokmadı da.

Siyasette bazen asıl sorun ne biliyor musunuz dostlar, çevrenizde kimlerin bulunduğu değil, kimlerin dışarıda kaldığıdır.

Bir il başkanı, kendisiyle aynı fikirde olan insanlarla çalışabilir. Fakat yalnızca kendi düşüncesini onaylayanlarla çevrili bir yönetim anlayışı, zamanla sahadan gelen farklı sesleri duymakta zorlanabilir.

Danışmanlık mekanizması teşkilatın önünü açıyorsa, sahadan gelen bilgiyi yönetime taşıyorsa ve ortak aklı güçlendiriyorsa elbette faydalıdır. Ama ben Albayrak’ın danışman falan kimseyi dinlediğini düşünmüyorum.

Ama bu mekanizma teşkilatın önüne geçiyor, görev alanlarını belirsizleştiriyor veya emek veren insanlarda etkisizleştirildikleri duygusunu oluşturuyorsa, o zaman üzerinde ciddi olarak bir kez daha düşünmek lazım.

Çünkü siyasi partilerde en büyük kayıp, bir danışmanın varlığı değil; kendisini gereksiz hisseden bir teşkilat mensubunun zamanla sahadan uzaklaşmasıdır.

Danışmanlara hangi ihtiyaç nedeniyle görev verildi? Bu ihtiyaç, mevcut teşkilat yapısıyla neden karşılanamadı? Danışmanların görevleriyle il yönetiminin sorumlulukları nasıl ayrılıyor? Ve en önemlisi, teşkilatın karar alma süreçlerindeki ağırlığı nedir?

Sonuçta bir il başkanını güçlü kılan, odasındaki danışman sayısı değil; arkasındaki teşkilatın kendisine ne kadar inandığı, sahadan gelen sese ne kadar kulak verdiği ve birlikte yol yürüdüğü insanlara ne kadar alan açtığıdır.

Çünkü teşkilat, yalnızca seçim zamanı hatırlanacak uzak akraba değillerdir.

Gürhan Albayrak’ın danışmanları olabilir. Buna kimse peşinen itiraz etmek zorunda değil.Bakın tekrar ediyorum belki de dünyanın en iyi insanları ve en iyi danışmaları.

Ama Eskişehir kamuoyu şunu sormakta haklıdır:

Danışmanlar teşkilatı güçlendirmek için mi var, yoksa teşkilatın gücünün yerini mi alıyor?

Bu sorunun cevabını en iyi sözler değil, çalışma biçimi ve ortaya konulan sonuçlar verecektir.

Yalnız Sayın Albayrak bu ara çok tepki topluyor. Hep eleştiriliyor, birinin ayağı taşa takılsa sorumlusu Albayrak oluyor ve Albayrak üzülüyor..

Peki teşkilat memnun mu, üzgün mü ?

Kim soruyor…??