Efendim…

Bazen bir üniversite sadece ders anlatmaz.

Bazen zamanın nereye aktığını görür ve öğrencisinin elinden tutup onu geleceğe hazırlar.

"Bu nereden çıktı şimdi?" diye sorabilirsiniz.

Anadolu Üniversitesi’nin geçtiğimiz gün tanıttığı ve öğrencilere sunduğu “Mikro Yeterlilikler” platformu My Anadolu’dan bahsediyorum.

Dünya değişiyor dostlar…

Meslekler değişiyor.

İş dünyasının gençlerden beklediği şey değişiyor.

Artık kimse sadece “hangi bölümden mezunsun?” diye sormuyor.

İşte mesele burada başlıyor.

Anadolu Üniversitesi’nin hayata geçirdiği MY Anadolu Mikro Yeterlilikler ekosistemi, öğrencinin eğitim yolculuğuna kıymetli bir kapı açıyor.

İyi hoş güzel de bunun kıymeti sadece yeni bir eğitim modeli olması mı?

Değil efendim…

Asıl kıymeti, öğrencinin kendi ihtiyacını fark edip kendi yolunu çizebilmesinde.

Çünkü eğitim dediğimiz şey biraz da insanın kendisini tanımasıdır.

Eksiklerini görmesi…

Güçlü yanlarını büyütmesi…

Ve bütün bunları hayatın içinde karşılığı olan bir beceriye dönüştürmesidir.

Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel’in bu konuya yaklaşımı da tam buraya oturuyor.

Diploma elbette değerlidir.

Kimsenin buna itirazı olmaz.

Ama diploma çoğu zaman bize sadece hangi bölümün kapısından çıktığımızı gösterir.

Hangi becerilerle çıktığımızı her zaman aynı açıklıkla göstermez.

Oysa bugün gençlerin ihtiyacı olan şey biraz da bu görünürlük.

Veri okuryazarlığı, yapay zekâ destekli görsel tasarım, siber güvenlik farkındalığı, ruh sağlığı okuryazarlığı gibi başlıklar artık “olsa iyi olur” denilecek alanlar değil.

Bunlar çağın yeni alfabesi.

Ve bu alfabeyi okuyamayan genç, iyi niyetli olsa da hayatın hızlanan cümlelerinde zorlanır.

MY Anadolu bu noktada derslerin yanında, öğrenciye yön duygusu veriyor.

Dijital rozetler, dijital cüzdanlar, doğrulanabilir yetkinlikler…

Bunlar kulağa teknik kavramlar gibi gelebilir.

Ama arkasında çok insani bir mesele var.

Genç emeğini göstermek istiyor.

Öğrendiğini belgelemek istiyor.

Kalabalığın içinde ayırt edilebilir olmak istiyor.

Benim de var iki genç kızım onlar ne istiyor bilmez miyim..

Sahi, aynı diplomaya sahip binlerce genç arasından bir öğrenciyi farklı kılacak olan ne?

Bazen not ortalaması…

Bazen mezun olunan bölüm…

Ama artık bunların yanına beceri de yazılıyor efendim. Hatta kimi zaman beceri, diplomanın önüne bile geçiyor. Bu nedenle Anadolu Üniversitesi’nin bu adımı sıradan bir platform duyurusu olarak görülmemeli.

Bu, yükseköğretimde yeni bir zihniyetin işaretidir.

Öğrenciye “mezun olunca düşünürsün” demeyen…

“Bugünden kendini hazırla” diyen bir anlayıştır.

Efendim…

Anadolu Üniversitesi’nin Açıköğretim deneyimi, uzaktan eğitim birikimi ve dijital altyapısı düşünüldüğünde, böyle bir modelin Eskişehir’den yükselmesi kimseyi şaşırtmamalı.

Bu şehir öğrenciyle nefes alan bir şehir. Bu üniversite de yıllardır Türkiye’nin dört bir yanına eğitim taşıyan güçlü bir kurum.

Şimdi bu tecrübe, mikro yeterlilikler gibi çağın ihtiyacına cevap veren yeni bir başlıkla yeniden sahne alıyor.

Bana sorarsanız mesele çok net. Bu iş bir vizyon işi.

Bir üniversitenin öğrencisine, “Ben seni mezun etmekle yetinmem, seni geleceğe de hazırlarım” deme biçimi.

Dostlar…

Bazen büyük değişimler büyük cümlelerle gelmez. Küçük görünen ama doğru yere dokunan adımlarla gelir.

Mikro yeterlilik de adı küçük, etkisi büyük işlerden biri olabilir.

Yeter ki öğrenci bu imkânı görsün.

Yeter ki akademi sahiplenerek büyütsün.

Yeter ki iş dünyası da bu rozetlerin ve beceri belgelerinin ne anlama geldiğini doğru okusun.

Çünkü gençlerin nasihate değil, imkâna ihtiyacı var. Anadolu Üniversitesi bu kez güzel bir imkânın kapısını açmış. Yürümek de artık öğrenciye düşüyor.

Kalın selametle…

Ama fazla kalmayın. Zira öğrenmenin yaşı olmadığı gibi, beklemeye de pek tahammülü yok efendim…