AK Parti İl Başkanlığı bir duyuru yaptı.
Bir basın toplantısı düzenlendi…
Millet Bahçesi’nde…
Benim mekânda…
Konu Kültür Yolu Festivali tanıtımıydı.
Tanıtım sırasında AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak bir de “müjde” verdi.
“Bir aile festivali yapacağız.” dedi.
Takıldım kaldım oraya…
Kendi kendime “Aile festivali nedir ya?” diye sorgulamaya başladım.
Sadece ailelerin mi katılabildiği bir festival?
Bekârlara giriş yasak mı?
“Velisiz girilmez” konseptli bir etkinlik mi?
Yoksa amaç insanları evliliğe teşvik etmek mi?
Kafamda deli sorular…
Toplantı bitti, bahçede çay içiyoruz.
Dayanamadım, başkana döndüm.
Gülerek söyledim.
“Başkanım, bu aile festivalinin katılım şartları nedir? Mesela ben katılamıyor muyum?” dedim.
Bir an durdu.
Şaşırdı.
Ne demek istediğimi tam anlayamadı.
Ben aslında espriyle karışık devam edecektim.
Tam “Bende koca yok da…” diyecektim ki meslektaşım Güray Ateş araya girdi.
“Bireysel katılım olmuyor mu?” demek istiyor…” dedi.
Sustum.
Çünkü benim kuracağım cümle herkesi şok edebilirdi.
Sonra şöyle dedi:
“Ailelerin ve çocukların güzel vakit geçireceği bir festival olacak.”
İyi hoş da…
Ben yine tatmin olmadım.
Çünkü bir etkinliğin başına “aile” koyduğunuz an da ister istemez bir sınır çiziyorsunuz.
Kim giriyor bu tanımın içine?
Bekâr biri?
Boşanmış bir kadın?
Çocuğu olmayan bir çift?
Tek yaşayan biri?
Eşini kaybetmiş biri?
Demek ki burada kutlanan şey sadece insanlar değil, belli bir yaşam biçimi.
O yaşam biçimine uymayanlar da doğal olarak kendini dışarıda hissediyor.
O yüzden mesele sadece festival adı değil.
Alt metni önemli.
Çünkü uzun süredir iktidarın dilinde “aile”, toplumun tamamını kapsayan sıcak bir kavram olmaktan çıktı, insanları belli bir kalıba sokan politik bir etikete dönüştü.
Ekonominin bu kadar ağır olduğu, gençlerin geleceğini başka ülkelerde aradığı, insanların ay sonunu getiremediği bir dönemde halka “müjde” diye festival açıklanması da ayrıca ironik tabii.
Bir de işin başka tarafı var…
Sürekli “aile” vurgusu yapanların, toplumu medeni hâline göre kategorize etmesi artık iyice rahatsız edici olmaya başladı.
Çünkü herkesin hayatı aynı değil.
Herkes aynı yolu seçmek zorunda da değil.
Ben yine de gideceğim festivale.
Ama yine de korkuyorum…
Girişte “kocanız nerede” diye soracaklar diye…
Ben gerçi bir şekilde girerim de…
Sonra bir bakmışım sahnenin yanında anons geçiyorlar.
Düşünsenize…
O an da müzik susacak…
Sunucu bağıracak.
“Aramızda hâlâ evlenmeyenler varmış… Arkadaşlar yardımcı olalım.”
Ne bileyim ya da şöyle derler:
“Kayıp eşya bölümüne bir adet yalnız kadın teslim edilmiştir. Sahibinin gelip alması rica olunur…”
Yok, olmaz demeyin.
Ben Özge isem her şey olabilir.