Bilirsiniz; ekonomi ve siyaset konuşmayı, bu konular üzerine tartışmayı ve fikir üretmeyi severim.
Bir de dişime göre birisini buldum mu değmeyin keyfime.
Mesela siyasette Kazım Kurt’la bir araya geldiğimizde hemen girerim derin mevzulara. Sonuçta hem tecrübeli, hem bilgili. Sohbeti de akar gider. Üstelik kolay kolay gönül koymaz.
Yani tam da olması gerektiği gibi.
Ama her nedense Başkan Kurt ile gelecekte yaşanabilecek olaylar konusunda hep fikir ayrılığı yaşarız. Övünmek gibi olmasın ama süreç içerisinde haklı çıkan taraf her zaman ben olurum.
Mesela o “2023’te iktidar olacağız” der, bense “öyle bir ihtimal yok” derim.
Zaman beni haklı çıkartır.
Mart 2024 yerel seçimlerini kazandılar ya; “2025 Kasım’da kesinlikle erken genel seçim olacak” der, bense “olanaksız” derim.
Yine haklı çıkarım.
“Ekrem İmamoğlu Cumhurbaşkanı adayımız” olacak der, “imkanı yok” derim.
Nitekim sonuç yine değişmez.
Son olarak geride bıraktığımız Nisan ayının son günü gazete sahibi meslektaşlarımız ile Kazım Kurt’un davetine katıldık.
Sakarya Gazetesi İmtiyaz Sahibi sevgili Üstüner Ünügür, “aman abi açma siyaseti, başka şeyler konuşalım” dese de hiç durur muyum?
“Başkanım siz hukukçusunuz ve işin o yönünü iyi bilirsiniz, ben de mühendisim ve matematiği iyi bilirim. CHP İstanbul il kongresiyle ilgili alınan karar, mutlak butlanın çok açık bir karinesidir. Son olarak partinizin bazı yöneticilerinin etkinlik pişmanlık çerçevesinde verdiği ifadelerle bunu alt alta koyup toplarsak mutlak butlan kararı kaçınılmaz” dedim.
Bunun üzerine Kazım Kurt “asla olmaz öyle şey” dedi.
“Başkanım yapma olur, hem de çok yakında mutlak butlan kararı çıkabilir ki gerçekleştiği gün size mesaj atacağım” dedim.
“Görürüz bakalım kim haklı çıkacak” dedi.
Derken; tam 22 gün sonra…
Tarih 21 Mayıs, öğleden sonra saat 15:00 suları…
Karar çıktı.
Kendi kendime dur biraz bekleyeyim şimdi biraz gergindir dediysem de en fazla bir saat sabredebildim. Sonrasında şu mesajı attım: “Ve mutlak butlan. Başkanım artık kabul edin, yine ben haklı çıktım.”
Ortalık karıştığı için hemen yanıt veremez diye düşünsem de yanıt gecikmedi.
Ama o nasıl yanıt?
“Evet haklı çıktın” ya da “ben yanıldım” veya “senin sezgilerin daha kuvvetliymiş” gibi şeyler söylemesini beklerken gelen yanıt şu oldu:
“Sarayla muhabbetin sonucu.”
Bu yanıt karşısında önce şaşırdım sonra ise epey güldüm. Nitekim yapılan bir tahmini başka yerlere çekmek yerine yanlış analiz yaptığını kabul etmek bu kadar zor olmamalı diye düşünüyorum.
Ama yine de canı sağ olsun.
Her ne kadar bugüne kadar görüş ayrılığı taşıdığımız konularda hep kaybetse de fırsat buldukça kendisiyle bu tür tartışmalara devam etmek istiyorum.
Sonuçta Kazım Kurt, sadece yerel değil ulusal siyasette bile gördüğüm en donanımlı siyasetçilerden biri.
Üstelik son derece de hoş görülü.
Tahminleri tutmuyormuş…
Ne yapalım, o kadar da olsun artık…
Yorum sizlerin.
Bendeniz yarın yine buradayım.
Beklerim efendim.

GÜNÜN SÖZÜ:
Aslında insanlar seni hayal kırıklığına uğratmıyor. Sadece sen, yanlış insanlar üzerinde hayal kuruyorsun.
- Montaigne