Kimsenin dilinden düşürmediği ama adeta içini boşalttığı o kavram adeta can çekişiyor..(!)

Ne mi bu kavram?

“Demokrasi ”

Aslında Demokrasi ne, sizce Demokrasi ne diye mi sormak lazım belki de en trajedik durum bu..

Bencesini anlatayım.

Demokrasi sadece seçim demek değildir.(!)

Demokrasi sadece sandık demek değildir.(!)

Demokrasi insanın insanlığın onuruna dokunmamaktır.(!)

Demokrasi dediğimiz şey tüm o karşı mahallelerin bile hukukunu savunabilmektir.

Demokrasi belki de asla onaylamayacağın görüşteki taban tabana zıt kimselerin bile seninle aynı eşit haklara sahip bir yurttaş olduğu şuurunu kaybetmemektir.

Bugün mesele partilerin başında kimlerin olduğu kimler tarafından yönetildiği değil,

Türkiye’de hukuk ve siyasetin birbirine sınır hattı çizmesi meselesi.

Siyaset mi hukuka sınır çizgisi çiziyor, yoksa hukuk mu siyasete yön veriyor.

Demokrasi nerede varlık gösteriyor..

Sadece ayak seslerinin duyulduğu gergin adliye koridorları ve nefeslerin tutulduğu mahkeme salonlarında mı, yoksa toplumun özgür iradesi ile nefes aldığı hayatın içinde mi ?

Buna karar verebiliyor muyuz?

Hukuku karşıdan sallanan bir sopaya mı çevireceğiz, siyaseti ise nefretle, öfkeyle ve mütemadiyen ötekileştirerek yürüten bir ülke mi olacağız buna bakmamız lazım.

Gelin görün ki siyaseti hukuka rağmen kanuna rağmen verilen kararları, kararları veren makamları eğip bükerek demokrasiden bahsedenleri anlamak mümkün değil..

Sosyal medya öfkesi oluşturup besleyip büyüterek cepheleşmek bir demokrasi savaşı mı?

Cumhuriyet Halk Partisi kendini toparlar toparlamasına ama öfkeyle ve yöntemsizlik ile hatta çokça panik ile kendi içinde bile çelişiyor olması pek de hayra alamet değil.

Delegasyon iradesine saygılı olarak, hukuka saygı duyarak en önemlisi sağduyu ve sakinlik ile belki de en doğru yolu bulacak.

Bulmalı..

Dostlar siyasette cesaret kürsüye çıkmak, büyük büyük harflerle konuşmak, keskin cümleler kurmak demek değildir.

Asıl marifet tansiyonu düşürmek ve gaz alabilmektir.

Siyasette bir en önde olmak demek, başarının ve göstereceği varlığın ölçüsü taraftarlarını sokağa dökmek değil bilakis kontrol edip sakinleştirip frenleyebilmektir.

Cumhuriyet Halk Partisi kuruluşun partisi..

Dolayısı ile kendi bünyesinde barındırması ve muhafaza etmesi gereken bir ağırlığı olmalı.

Diğer taraftan kriz çözme kabiliyetleri de bu olguya yakışır şekilde olmalı..

Kimsenin şahsi kaygıları, kişisel kanaatleri hatta makam hesaplarının içinde sabun gibi eritilmesi bu ülkenin demokrasi umudundan daha önemli değildir.

Ortamı bilinçli olarak geren öyle bir kitle var ki bırakın sağduyuyu sağduyulu olmaya çalışanı bile hain addedecek kadar uç noktaya gidiyorlar.

Bu mesele artık sıradan bir parti içi meselesi değil bu çok net.

Ve bu mesele iki liderin arasındaki koltuk savaşı da değil.

Siyaset tarihinde en büyük muhalefet partisinin kurumsal aklını ve toplumsal meşruiyetini ilgilendiren bir mesele.

Hakikat bazen en nefret ettiğimiz insanların dilindedir..

Hani hep denir ya sanat konuşunca ideolojiler susar diye.. Ve mutlaka farklı fikirlerdeki insanları da birleştirmeyi başaran şeyler vardır..

Gerçekten sağduyulu birileri, gerçek Demokrasiyi bilen birileri bizi sakinleştirebilir mi ?

Var mı öyle biri ??