Türkiye’nin, stratejik konumu, yetişmiş hazır işgücü ve sahip olduğu yeraltı ve yer üstü zenginlikleri ile doğrudan yabancı yatırımlar için, cazip bir çekim kentidir. Buna en güzel örnek AB şirketlerinin, Türkiye’deki yatırımlarıdır. 

           Türkiye’de,  sabit yabancı sermayenin gelme fabrika yatırımı yapmalarının nedeni  yetişmiş mühendis ve insan gücünün Türkiye’de olması,  yabancılar için, Türkiye’ nin, büyük bir iç pazar olması, konum itibari ile Avrupa Birliği dışındaki Doğu ülkelerine de ihracat yapma imkânıdır.

               Yabancı sermayenin, ülkeye, her zaman döviz yanında, makine ve donatım şeklinde gelebileceği gibi, lisans, patent, teknik bilgi gibi, fikri haklar ve hizmetler şeklinde de gelebilir.

               Türkiye'de, yabancı kaynak sağlayarak, sermaye yetersizliğini gidermek amacıyla 1954’te Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanunu çıkartıldı. Fakat yabancı sermaye’ye olan güvensizlik, ekonomik ve siyasal istikrarsızlık, 1980'lere kadar gerçek anlamı ile uygulanamadı.

                 24 Ocak Kararları ile birlikte, yasadaki eksiklikleri gidermek ve bu alandaki uygulamaları birleştirebilmek amacıyla çıkarılan, “Yabancı Sermaye Çerçeve Kararnamesi”'yle, yabancı sermayenin, çalışma alanları genişlemiş ve yatırımlar daha çekici hale getirilmeye çalışılmıştır.

                Yine yabancı sermaye, devletin ve özel sektörün çıkardığı bonoları satın alıyor. Bunu tercih etmelerinin en önemli sebebi ise, faizlerinin yüksek olmasıdır.

            Aslında bu tür yabancı sermayenin, ülkemiz için zararlı olduğunu, siyasi otorite de biliyor ama cari açığı kapatabilmek için, bu tür yabancı sermaye girişine de olumlu bakmak zorunda kalıyor.

             Bu gün tartışılması gereken de budur. Çünkü, vadesiz ve kısa vadeli, kredi ve portföy yatırımlar, yüksek faiz ve çarpık kur nedeniyle, ülkemizde yüksek reel gelir elde eder ve kazançlarını da dışarı çıkarırlar.

             Öte yandan Türkiye’ye, gelen yabancı sermaye, yeni bir yatırım yapmıyor. Babadan kalma veya insanımız tarafından gerçekleştirilen, fabrikaları satın alıyor. Böylece de sektörde iç pazarı ele geçirirken, insanımızın global pazarlarda kendilerine rakip olmalarını da engelliyorlar.

             Bir taşla da, iki kuş vurmuş oluyorlar.

             Nitekim yabancı sermaye şirketlerin 500 büyük kamu veya özel, sanayi şirketi arasında “ekonomik aktivite” ölçüsü ile payları, yüzde 20.1’e çıkmıştır.

            Oysa ülke için yararlı olan, “sabit sermaye yatırımı”. İstenen yabancı sermaye de budur. Bu tür yabancı sermaye, insanımız için, aş ve iştir. Teknoloji getirir. Kalite ve maliyet avantajları yaratır. İhracata ciddi katkıda bulunur.

           Eskişehir’e, üretime yönelik yabancı sermaye ve yatırımcı gelir mi veya gelmez mi bilinmez ama yıllardır, bu alandaki söylem ve vaatler hep gündemde oldu. Ancak arzu edilen yabancı yatırım ise, bir türlü gelmedi.

            Elbette bunun sebep/sebepleri var. bu alanda Eskişehir’de ciddi bir çalışma ve bu alanda strateji yok. Veya yabancı yatırımcının dikkatini çekecek, bir gelişme veya ortam oluşmadığı gibi,  Kentte yaşanan gruplaşmalardan dolayı da, bunu düşünecek zaman da yok.

           Halbuki yabancı sermaye için, Eskişehir cazip bir kent olabilir. Eskişehir’de dünya standardında rezerve sahip madenler var, bunlar pek ala yabancılarla birlikte, çıkartılabilir veya sanayinin motoru haline getirilebilir.

             Eskişehir’e, gelecek doğrudan yabancı sermaye, ülkedeki yabancı sermayeyi ilgilendiren mevzuat ve kolaylıklar ekili olacaktır. Ancak Eskişehir, sahip olduğu, doğal kaynaklar, yetişmiş insan gücü, özellikle de hassas mekanikteki altyapısı ile yabancı sermaye için ideal bir kenttir.

              Ayrıca  yabancı sermaye için, Organize Sanayi Bölgesi’ nin, hızını ve niteliğini doğru kavramak, bölgenin geleceğini de doğru yönlendirmek için, bir "MASTER PLAN" mutlaka hayata geçirilmelidir.  Çünkü Bölge için yapılacak "MASTER PLAN", hem bölge, hem de bölge dışından gelecek yatırımcı için de rehber olacaktır.

             Son yıllarda,  Eskişehir’ de,  yabancı sermaye süper marketleri sevdi.

             Eskişehir’ de, üretime değil, tüketime yönelik yabancı sermaye teşvik ediliyor. Hatta övgü dolu sözlere de tanık oluyoruz.  Oysa kente gelen yabacı menşeli her süper Marketler, bu politika ve stratejilerle, sosyal, kültürel, ekonomik, en önemlisi de şehircilik açısından ciddi sorunlar getirecektir. 

             Sabit yabancı sermaye için, Eskişehir cazip bir kenttir. Eskişehir’de, dünya standardında rezerve sahip madenler var, Ayrıca Eskişehir’de, hassas mekanik alanında da, ciddi alt yapı bilgi birikimi ve yetişmiş insan gücü var. Bu alanda da, yabancı sermaye ile birlikte makro projeler hayata geçirilebilir..

            Doğrudan yabancı sermaye yatırımları Eskişehir’ in, içsel ekonomik aktörlerini de etkilediği için kente hem canlılık kazandırır hem de iç piyasanın rekabet gücünü arttırır. Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının, en önemli ve en istenen etkisi ise istihdama yönelik olan olumlu katkısıdır.

          Doğrudan yabancı sermaye yatırımları Eskişehir’ in içsel ekonomik aktörlerini de etkilediği için Eskişehir’ e, hem canlılık kazandırır hem de iç piyasanın rekabet gücünü arttırır. En önemli ve arzu edilen etkisi ise istihdama yönelik olan olumlu katkısıdır.

          ESO Başkanı Sayın KESİKBAŞ, ESOB Başkanı Sayın kÜPELİ ve ekipleri,  yabancı Sabit sermaye yatırımlarında kararlıdır. Bu alandaki yatırımları ciddiye alıyor, planlıyorlar. Şehir ve  OSB’ye, yatırım yapan ve yapacak olan,  yerli ve yabancı, her yatırımcıya da rehber olmaları, her türlü kolaylığı da göstermeleri ise umut vericidir. Ancak  Eskişehir halkı ve kurum/kuruluşlar da bu alanda imkânları ölçüşümde destek

vermelidir.