Geçtiğimiz günlerde Tepebaşı ilçesinde yaşanan su kesintisi, günlük hayatın ne kadar küçük ayrıntılara bağlı olduğunu bir kez daha gösterdi. Yaklaşık bir buçuk gün süren kesinti, pek çok vatandaş için alışılmış düzenin dışına çıkmak zorunda kaldığı bir hafta sonu anlamına geldi.
Elbette arızalar olabilir. Teknik aksaklıklar hayatın bir gerçeği. Kimse böyle bir durumun özellikle yaşanmasını istemez. Ancak bu kesintinin beklenenden uzun sürmesi ve hafta sonuna denk gelmesi, etkisini biraz daha artırdı. Kesintiden bir gün önce gece saatlerinde yapılan bilgilendirme, suyun o saatlerde daha az kullanılması nedeniyle birçok kişi tarafından yeterince önemsenmedi. Bu yüzden cumartesi sabahı sular kesildiğinde pek çok vatandaş hazırlıksız yakalandı.
Suyun olmadığı bir evde gündelik işler de doğal olarak aksıyor. Çamaşır, temizlik, yemek hazırlığı bir yana; en basit ihtiyaçlar bile zorlaşıyor. Elini yüzünü yıkamak, bir bardak suya ulaşmak bile plan gerektirir hale geliyor. İmkânı olanlar marketlere yöneldi, kalabak suyu satan yerlerde ve marketlerde uzun kuyruklar oluştu. Ancak bir süre sonra 5 litrelik suların da tükendiğine şahit olundu.
Bu noktada akla bazı doğal sorular geliyor. Herkesin suya aynı kolaylıkla ulaşması mümkün müydü? Yaşlılar, hastalar, engelliler ya da evinde bebeğiyle bulunan anneler için bu süreç daha zor geçmiş olabilir. Böylesi durumlarda mahallelere tankerle su ulaştırılması ya da farklı geçici çözümler devreye alınabilir miydi, düşünmeden edemiyor insan.
ESKİ tarafından yapılan özür açıklaması, yaşanan mağduriyetin farkında olunduğunu gösteriyor. Ancak bu tür büyük çaplı kesintiler, aynı zamanda geleceğe dönük bir değerlendirme fırsatı da sunuyor. Benzer bir durum tekrar yaşanırsa, vatandaşların daha az etkilenmesi adına hangi önlemlerin alınabileceği, hangi iletişim yollarının daha etkili olacağı yeniden gözden geçirilebilir.
Velhasıl, bu kesinti hepimize suyun ne kadar vazgeçilmez olduğunu hatırlattı. Günlük hayatın akışında çoğu zaman fark etmediğimiz bu değerli kaynağın, yokluğunda her şey biraz daha zorlaşıyor. Dileğimiz, benzer aksaklıkların en kısa sürede ve en az etkiyle atlatılabileceği sistemlerin her geçen gün daha da güçlenmesi.