Eskişehir’in Emek Mahallesi’nde bir okul daha açıldı.

Neredeyse her hafta yeni bir okulun temelinin atıldığına ya da açılış kurdelesinin kesildiğine şahit oluyoruz.

Ben de bu açılışa katılmak istedim.

Yetkililerle sohbet ederken gelecek hafta da Çankaya’da yeni bir okulun açılacağını söylediler.

İlk bakışta kulağa hoş geliyor.

Yeni okul binaları, yükselen duvarlar, geniş bahçeler, modern sınıflar...

Fotoğraflarda da güzel duruyor.

Açılış törenlerinde kurdeleler kesiliyor.

Dışarıdan bakıldığında bunlar önemli hizmetler gibi görünüyor.

Ama bence tartışılması gereken sorun başka…

Biz okul mu açıyoruz yoksa eğitim mi veriyoruz?

Çünkü eğitim sadece dört duvardan ibaret değildir.

Eğitim; öğretmenle, içerikle, disiplinle, bilimle ve fırsat eşitliğiyle anlam kazanır.

İçerisinde nitelikli eğitim verilmeyen bir bina, ne kadar büyük olursa olsun sadece bir yapıdır.

Bugün birçok okulda öğretmen açığı yaşanıyor.

Sınıflar kalabalık.

Öğrenciler bireysel ilgi göremiyor.

Laboratuvarlar yetersiz, kütüphaneler eksik, sosyal etkinlikler sınırlı.

Bazı okullarda öğrenciler temel becerileri kazanmakta zorlanırken biz hâlâ yapılan bina sayısını başarı ölçüsü olarak konuşuyoruz.

Oysa mesele bina yapmak değildir.

Beton dökmek kolaydır.

Duvar örmek kolaydır.

Zor olan o binanın içerisinden düşünen, sorgulayan, araştıran, üreten ve ülkesine değer katacak gençler yetiştirmektir.

Şehrin en uzak mahallesine okul yapmak elbette değerlidir.

Hiç kimse buna karşı çıkmaz.

Ancak o okulun içerisini dolduramazsanız, yeterli öğretmeni görevlendiremezseniz, öğrencilerin akademik ve sosyal gelişimine katkı sunamazsanız yapılan yatırımın önemli bir kısmı boşa gider.

Bugün eğitim sistemimizin en büyük ihtiyacı yeni binalardan çok yeni bir bakış açısıdır. Çocukların ezberleyen değil düşünen bireyler olarak yetiştirildiği, öğretmenlerin değer gördüğü, öğrencilerin hayal kurabildiği ve potansiyellerini ortaya koyabildiği bir eğitim anlayışına ihtiyaç var.

Çünkü güçlü ülkeler betonla değil, eğitimle yükselir.

Bu nedenle her yeni okul açılışında sadece binaya değil, o binanın içinde verilecek eğitime de bakmalıyız.

Kaç sınıf yapıldığı kadar, o sınıflarda ne öğretildiğini de konuşmalıyız.

Kaç okul açıldığı kadar, kaç öğrencinin hayata hazır şekilde mezun olduğunu da sorgulamalıyız.

Kurdeleler bir gün kesilir ve unutulur.

Fakat iyi verilen eğitim, nesiller boyunca etkisini sürdürür.

Asıl yatırım betona değil, insana yapılmalıdır.