Eskişehir için 2026 yılı, peş peşe açıklanan projelerle birlikte şimdiden “ulaşım yılı” olarak anılmaya başladı. Büyük bütçeler, iddialı başlıklar ve yüksek beklentiler… Ancak bu tabloyu yalnızca alkışlamak mı gerekir, yoksa biraz durup düşünmek mi?

AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak’ın geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın onayıyla 2026 Yılı Kamu Yatırım Programı kapsamında Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’ne 15 yeni tramvay aracı, 15 yeni elektrikli otobüs ve toplamda 3 milyar 854 milyon TL’lik bir proje için resmi onay verildiği duyuruldu. Açıklama, kamuoyunda geniş yankı buldu. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’ne resmi onay verilmesi, kuşkusuz kent adına önemli bir gelişme.

Ancak bu noktada bazı sorular kendiliğinden ortaya çıkıyor.

Örneğin; yeni tramvay alımı yerine mevcut tramvaylara ek vagonlarla kapasite artırımı daha hızlı ve daha az maliyetli bir çözüm olabilir miydi? Bu yöntem şehir merkezindeki ulaşım yükünü kontrollü biçimde hafifletebilirdi.

Tartışmaları derinleştiren bir diğer başlık ise Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin “Eskişehir’i metrobüsle tanıştırıyoruz” açıklaması oldu. Buna ek olarak iki ilçeye yeni otogar yapılacağının duyurulması, ulaşım planlamasının yalnızca kent merkeziyle sınırlı kalmayacağının da işareti.

Ancak insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:

Bugün hâlâ tramvay hatlarının şehir içi trafikle çakışması nedeniyle ciddi sıkıntılar yaşanıyorken, bu yeni sistemler mevcut karmaşayı gerçekten azaltabilecek mi?

Asıl mesele tam da burada düğümleniyor: Eskişehir’in mevcut altyapısı, bu ölçekte alternatif ulaşım modellerine ne kadar hazır?

Metrobüs konusu ise başlı başına ele alınması gereken bir başlık.

Şehrin yaygın jeotermal (sıcak su) altyapısı, metrobüs sistemini teorik olarak imkânsız kılmasa da ciddi bir mühendislik ve maliyet hesabını zorunlu kılıyor. Ana arterlerin altından geçen sıcak su hatlarıyla, ağır tonajlı yol altyapısı gerektiren metrobüs sistemleri kesiştiğinde, en küçük planlama hatası bile şehir genelinde ciddi aksaklıklara neden olabilir. Bu nedenle metrobüs, Eskişehir için yalnızca bir ulaşım tercihi değil; aynı zamanda ciddi bir şehircilik sınavıdır.

Öte yandan Büyükşehir Belediyesi’nin “2026 Eskişehir Yılı” kapsamında hayata geçirdiği Arabasız Pazar uygulaması, işin çevreci ve sosyal boyutunu öne çıkarıyor. Belirli cadde ve bulvarların 10.00–16.00 saatleri arasında yayalara ve bisikletlilere ayrılması; toplu taşımayı teşvik etmek, karbon ayak izini azaltmak ve farkındalık oluşturmak adına kıymetli bir adım.

Evet, seçilen caddeler o saatler arasında nefes alacak.

Ancak Eskişehir’in geri kalan trafik yükünün bu uygulamadan nasıl etkileneceğini yarın hep birlikte sahada göreceğiz. Alternatif güzergâhlar yeterli olacak mı, trafik başka noktalarda düğümlenecek mi, bunu zaman gösterecek.

Sonuç olarak Eskişehir, 2026 yılına büyük vaatler, büyük bütçeler ve büyük beklentilerle giriyor.

Heyecanlıyız, umutluyuz ama aynı zamanda sorguluyoruz. Çünkü bu şehir, plansızlığın bedelini geçmişte fazlasıyla ödedi. Dileğimiz; açıklanan müjdelerin yeni bir trafik karmaşasına değil, daha yaşanabilir, daha erişilebilir ve daha çevreci bir Eskişehir’e çıkması.

Bekleyip göreceğiz.

Esen kalın.