Geçtiğimiz hafta Tepebaşı Belediyesi’ne yapılan yolsuzluk operasyonuyla güne gözlerimizi açtık.
Bazı bürokratlar hakkında ciddi iddialar var.
İçlerinde belediye başkan yardımcısı ve özel kalem müdürünün de bulunduğu çok sayıda belediye personeli gözaltında.

Aslında bugün Eskişehir’in ve ülkenin konuştuğu konuları ben 3 yıl önce konuşmuştum.
Söyledim.
Uyardım.

Özel Kalem Müdürü’nün villasını bizzat gidip görüntüleyen, haber yapan ve kamuoyu adına sorular soran gazeteciydim.
Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nde dönemin etkili isimlerinin çiftliklerini de gündeme taşımıştım.
Hatta o dönem attığımız “Özgür Özel’in bu işlerden haberi var mı?” manşetini bizzat Özgür Özel’e ulaştırmıştım.

Hakkımda çok suç duyurusunda bulunuldu.

Gidip ifadeler verdim.

Tabi bunlardan kimsenin haberi yok.
Çok ses getirmişti.
Çok da takdir toplamıştı.

Bu nedenle bugün yaşanan operasyon beni şaşırtmadı.
Çünkü ben Ahmet Ataç ve ekibini yıllardır eleştiriyordum.

Öte yandan geçtiğimiz günlerde sosyal medya hesabımdan “Başkan masumdur” diye yazdım.
Bunu eleştirenler oldu.
Orada anlatmak istediğim şuydu.

Ahmet Başkan’ın bizzat yolsuzluk çarkının içinde olduğuna inanmıyorum.
Belki de inanmak istemiyorum.
Sonuçta bir siyasi geçmişi, Tepebaşı’na sunduğu hizmetler var.

Elbette yönetim zafiyeti eleştirilebilir.
“Bütün bunlar olurken neredeydin?” diye sorulabilir.
Bunların tamamı haklı sorular.
Ancak ortada kesinleşmiş bir yargı kararı yokken “yolsuzluk yaptı” demek için henüz erken.
Benim anlatmak istediğim tam olarak buydu.

Öte yandan AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak da yaptığı açıklamada çok ciddi iddialarda bulundu.

Şöyle dedi:

“Daha da vahimi ve can yakıcı olanı ise ‘Aşevi’ üzerinden yapıldığı iddia edilen usulsüzlüklerdir. İhtiyaç sahibi vatandaşlarımızın, yoksulun, fukaranın boğazından geçecek olan aşevi yemeklerinin sanki dışarıdaki yandaş firmalardan alınmış gibi gösterilerek belediyeye fatura edilmesi, milyonlarca liranın elden ele nakit olarak paylaştırılması sadece hukuki bir suç değil, aynı zamanda çok büyük bir ahlaki çöküştür. İhtiyaç sahibinin rızkına göz diken bu zihniyeti Eskişehir kamuoyunun vicdanına havale ediyoruz.”

Eğer bu iddialar doğruysa, gerçekten söylenecek söz kalmaz.
Çünkü mesele artık sadece siyaset değil, vicdan meselesidir.

Ve bugün herkesin yeni yeni konuştuğu gerçekleri, Özge yıllar önce konuşmuştu.
O gün “abartıyor” dediler, “hedef gösteriyor” dediler.
Bugün ise aynı soruları bütün ülke soruyor.

Demek ki bazen gerçekler gecikir…
Ama mutlaka ortaya çıkar.
Ve bazıları olaylar yaşandıktan sonra konuşur.

Bazıları ise olacakları yıllar öncesinden görür.