Kemal Kılıçdaroğlu'na yakınlığıyla bilinen Sinan Burhan ve Barış Yarkadaş, önceki gece katıldıkları televizyon programında dikkat çeken bir kulis bilgisini paylaştı.

"20 il başkanı görevden alınacak" dediler.

Beklenen oldu.

Akşam saatlerinde CHP İl Başkanı Talat Yalaz görevden alındı.

Parti binası önünde kameraların karşısına geçti.

Konuşurken öfkeliydi, kırgındı, hüzünlüydü.

Duygularını gizleyemedi.

Yer yer gözyaşlarını da tutamadı.

Herkes de aynı duygular vardı desek yanılmayız.

CHP'de mutlak butlan kararının ardından şekillenen yönetim anlayışının böylesine tartışmalı bir tasarrufla il başkanını görevden alması parti tarihinde uzun süre tartışılacak bir kırılma olarak kayda geçti.

Ancak dün akşam benim dikkatimi çeken başka bir ayrıntı vardı.

CHP Gençlik Kolları'nın parti binasına Talat Yalaz'ın büyük bir posterini asması...

İlk bakışta destek gibi görünüyordu.

Bana göre değildi.

Çünkü o poster mücadeleyi değil, sonucu kabullenmeyi simgeliyordu.

Üstelik görevden alma iddiaları saatler öncesinden kulislerde konuşuluyordu.

Eğer o poster önceden hazırlandıysa, bu aynı zamanda sonucun da önceden kabul edildiği anlamına gelir.

Oysa gerçekten direnilecekse poster hazırlanmaz.

Mücadele hazırlanır.

Siyasi hamle hazırlanır.

Örgüt ayağa kaldırılır.

Dün gece parti binasına baktığımda bir direniş merkezi görmedim.

Bir veda atmosferi gördüm.

Sanki karar çoktan verilmiş, geriye sadece vedanın fotoğrafı kalmış gibiydi.

Belki de bu yüzden o poster bana destekten çok teslimiyet hissi verdi.

Çünkü bazen posterler mücadeleyi değil, kabullenişi temsil eder.

Ve siyasette en tehlikeli an rakibin sizi yenmesi değildir.

Sizin yenilgiyi normalleştirmeye başlamanızdır.

Dün gece parti binasının duvarına asılan poster bana tam da bunu düşündürdü.

O poster Talat Yalaz'ı büyütmedi.

O posterle Talat Yalaz’a veda edildi.

Yalaz'ın konuşması ise gecenin en çok konuşulacak bölümüydü.

Çok büyük cümleler kurdu.

Siyasette büyük cümle kurmanın da bir bedeli vardır.

Çünkü o sözler yalnızca o günü değil, sonrasını da bağlar.

Konuşmasının sonunda, görevin kabul edilmesi halinde çok sert ifadeler kullandı.

Dedi ki:

Üç haftadır aradıkları yüzüne tükürülecek adam bulamadılar, belki arayan bulur, diyelim ki buldular. O gün hepiniz hazır olun. O gün buraya geleceğiz, şimdi değil!”

Şimdi herkes aynı soruyu soruyor.

Madem bu kadar iddialı konuşuldu...

Madem bu kadar kesin ifadeler kullanıldı...

Madem "o gün geldiğinde hepimiz burada olacağız" denildi...

Peki, o gün gerçekten geldiğinde ne olacak?

CHP örgütü verdiği sözün arkasında nasıl duracak?

Ya o kişi bulunursa ya da bulunduysa…

Talat Yalaz ne yapacak?

Sözünün arkasında durabilecek mi?

Tükürebilecek mi yüzüne?

Ya yapamazsa…

Hesap sormayacak mı örgüt?