Şirintepe Sağlıklı Hayat Merkezi, Aile Sağlığı Merkezi ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu’nun açılış töreni oldukça geniş katılımlı bir şekilde gerçekleşti.

Eskişehir’in önemli protokol isimlerinin yer aldığı törende yapılan konuşmalar doğal olarak kamuoyunun da dikkatini çekti.

Törende TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı ve AK Parti Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Ayşen Gürcan’ın basına dönerek söylediği şu sözler ise özellikle dikkat çekiciydi:

“Basında zaman zaman ‘Her hafta bir açılış yapılıyor’ deniliyor. Evet, yapıyoruz. Çünkü ortada tamamlanmış bir eser var. Hayal satmıyoruz, temel atmıyoruz…”

Açıkçası bu ifadeleri duyunca birkaç gün önce kaleme aldığım yazı nedeniyle bu sözlerin bana da yönelik olduğu hissine kapıldım.

Belki de bir sitemdi bu, belki de basına genel bir cevaptı.

Ama ben yine de kendimi doğrudan muhatap alınmış gibi hissettim.

Sayın Gürcan’a buradan bir sitemimi ifade etmek isterim.

Bizim derdimiz açılışların yapılması değil.

Elbette bir şehirde yeni bir okulun, yeni bir sağlık merkezinin açılması hepimizi memnun eder.

Kamu yatırımlarının artması, hizmetlerin çoğalması kimsenin itiraz edeceği bir konu değildir.

Aksine bunun duyurulması da siyasetin ve kamunun doğal bir parçasıdır.

Bizim eleştirimiz “neden bu kadar çok açılış yapılıyor?” sorusuna değil, “bu açılışların içi ne kadar dolu?” sorusuna yöneliktir.

Bir okul binası ne kadar modern, ne kadar yeni olursa olsun, içinde nitelikli eğitim yoksa öğretmen eksikse, öğrencinin hayatına dokunmuyorsa orada bir sorun vardır.

Aynı şekilde bir sağlık merkezi fiziki olarak ne kadar iyi görünürse görünsün, yeterli personel ve etkin hizmet üretilemiyorsa vatandaş açısından karşılığı eksik kalır.

Benim önceki yazımda sormaya çalıştığım soru tam da buydu.

“Biz okul mu açıyoruz, yoksa eğitim mi üretiyoruz?”

Bugün aynı soruyu sağlık yatırımları için de sormak mümkün.

“Sağlık merkezi açıyoruz ama sağlık hizmeti ne kadar güçlü?”

Dolayısıyla mesele açılışların sayısı değil, o açılışların vatandaşın hayatına ne kadar dokunduğudur.

Sayın Gürcan’ın sözlerini şahsıma doğrudan bir cevap olarak almıyorum ancak yine de bir sitemimi not düşmek isterim.

Keşke bu tartışmayı kürsüden basına dönerek değil, içerik üzerinden birlikte konuşabilseydik.

Çünkü biz aynı şeyi istiyoruz.

Daha iyi bir eğitim, daha güçlü bir sağlık sistemi, daha nitelikli bir kamu hizmeti.

Gazetecilik de tam burada devreye giriyor.

Sadece açılışları yazmak değil, o açılışların gerçeğe ne kadar karşılık geldiğini de sorgulamak gerekiyor.

Neticede mesele çok basit!

Çok sayıda bina açmak değil, o binaların gerçekten hayatı değiştirmesini sağlamak.