Ahde vefa nedir bileniniz var mı?

Ben söyleyeyim; ahde vefa, sevgiyi ömür boyu sırtında taşımaktır. İhanet etmemek, sözünden dönmemektir.

Ya da sana emanet edilene kendinden daha çok sahip çıkmaktır..

Eline diline hatta bazen duygularına bile hakim olmandır..

Şahsını değil o vefayı temsil ettiğin gerçeğini asla unutmamandır…

Bu ramazan ayının altı çizilerek notu düşülen en üzücü etkinliği maalesef AK Parti teşkilatının vefa iftarıydı..

Kurucu üyelere düzenlendiği iddia edilse de kurulan tek hatalı cümle ile adeta sabote edildi.

İl Başkanı Gürhan Albayrak “Tüm teşkilatımızı bekliyoruz “ dedi ve Vefa mefhumu bile oturacak yer bulamadı..

Çadır yetmedi teşkilata… Herkes o akşam Ali Güven Uygulama Otelindeydi..

İftara geçene kadar da ciddi tatsızlıklar yaşanmış maalesef..

İftara yarım saat kala otelin ön kapısında sigaraları yakıp gruplar halinde dikilen hanımlar,

Orası benim yerim kalkar mısın tartışmaları vs.

İftar saatinde hele maalesef serviste yaşanan personel yetersizliği, organize olamama ve “ bari bir su verin de orucumuzu açalım” isyanları.

Ve maalesef yüksek sesle isyan edenlerin salonu terkedişi…

Bakın tek cümle…

Tek cümle ile vefa yemeği maalesef amacından uzaklaştı..

Ya da AK Parti’nin gerçek vefa anlayışını maalesef gözler önüne serdi..

Vefa ile veda arasındaki o tek harf anlamı değiştirmekle yetmez işte..

Kazanmak veya kaybetmek arasındaki derin uçurumu gösterir…

Şimdi gelelim başka bir gaflete..

Hepimizin zaman zaman gerilip kurulup ağzımıza geleni söylediğimiz olmuştur..

Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’ın Mihalıççık Belediye Başkanı Haydar Çorum’u hedef alan cümleleri ve Haydar Çorum’un yerinde ayarında verdiği cevap herkesi düşündürdü..

Bir an yükseldi sayın Ataç.. Belki de gerildi..

Tek bir cümle ile iki eski abi kardeşlik hukukunu bitirdi.

“Yüreği varsa kendi açıklasın” cümlesinin içi doluydu belki ama Sayın Çorum Ataç’ın Çakma CHP’li cümlesine edebiyle ağır bir cevap verdi.

Ataç’ın siyasi şeceresini tüm etiketleri ile gözler önüne serdi..

Vefa işte ahhh..

Hiçbir yerde yok..

Hepimizin yüreğinde ayakta kaldı bu duygu..

Oturacak yer bulamadı…

Dostluklarımız o kadar sağlam değil ki hasımlarımızın da kim olduğu fark etmiyor..

Bir başka vefa anlayışına daha değinmeden geçemeyeceğim..

Şu bizim cenah, karşı cenah anlayışımız var ya..

Her zaman ne olmuştur biliyor musunuz…

Özellikle muhafazakar cenah

Yani AK Parti teşkilatı için, özellikle karşı cenahın basınına şirin gözükme kaygısı, özellikle hem siyasi hem yaşam tarzı olarak taban tabana zıt olanlarla ahbaplık kurarak,

Abi siz zaten bizdensiniz az şöyle kenarda durun, sizi görmesek de olur, dinlemesek de olur, sizi kale de almasak olur demesi son yirmi yılın en büyük vefasızlığıdır.

Bakın şu dönemin demiyorum,

gelenek haline gelmiş bir vefasızlık..

Günü geçiriyoruz, gece,

yılı geçiriyoruz ömür gidiyor

“Ben “ diyoruz ve işte ah memleket gidiyor..

El vefa, diyenlerimiz yok,

Elveda diyenlerimiz ah ne çok..

Dikkat biraz DİKKAT..

Hele ki siyasette şahsınızı değil partinizi temsil ettiğinizi lütfen unutmayın.

Hatta inancınızı, yaşam tarzınızı, savunduğunuz davanızı.

Yoksa işte mideler değil yürekler AÇ KALIR..