CHP İl Başkanlığında çok enteresan işler oluyor sayın seyirciler!

Böylesine bir il başkanlığında çatlağın çıkması elbette kaçınılmazdı.

Ama itiraf edeyim, bu kadar erken patlak vermesini ben de beklemiyordum.

Ne yalan söyleyeyim…

İnsan bazen siyasette gördüklerine şaşırmaktan yoruluyor.

Ama CHP’de yaşananlar, şaşırmanın da bir sınırı olduğunu insana unutturuyor.

Efendim, CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Gökhan Açıker, işi gücü bırakmış, partinin kaybolduğu öne sürülen bilgisayar faresinin, yani mouse’un peşine düşmüş!

İddiaya göre partinin önceki ilçe yönetimi bu mouse’u evine götürmüş.

Sayın Açıker de bunu büyük bir skandalı ortaya çıkarmışçasına anlatıyor.

“Nereye götürmüşler?” diye sorulunca da gururla, “Evlerine!” cevabını veriyor.

İzlerken insanın yüzü kızarıyor.

Yahu koskoca siyasi partinin gündemine bakın!

Memleketin, kentin, vatandaşın onca derdi dururken siyaset, kayıp bir mouse’un peşinde dönüp duruyor.

Birde bunu ortaya çıkardıkları için gururlular.

Neyse…

Sonrasında birkaç kişiden mesaj geldi.

“Özge Hanım, götürüldüğü iddia edilen yalnızca mouse değil. Hard disk ve eski bilgisayar da var” dediler.

Peki, öyleyse soralım.

Madem partiye ait eşyaların götürüldüğü iddia ediliyor, bu iddiaların tamamı neden açıklığa kavuşturulmuyor?

Bir tarafta önceki yönetimle ilgili iddialar gündeme getiriliyorsa diğer tarafta da aynı hassasiyet gösterilmeli.

Eğer ortada bir yanlış varsa, kim yapmış olursa olsun hesabı sorulmalı.

Yoksa mesele gerçekten partinin malını korumak mı yoksa işinize geleni gündeme getirip işinize gelmeyeni görmezden gelmek mi?

Ben Gökhan Açıker gibi gerine gerine konuşmayacağım.

Çünkü ortada henüz açıklığa kavuşması gereken iddialar var.

Ancak bu iddiaları kamuoyuna duyurmak ve yanıt bekleyen soruları sormak da gazeteciliğin gereği.

Gelelim meselenin diğer tarafına…

İddialara göre Açıker’in yakın çevresinden bir isim il yönetiminde görev alıyor.

İl Kadın Kolları meselesi de bu süreçte gündeme geliyor.

Anlaşılan kadro oluşturmak da kolay olmamış.

İddiaya göre il yönetiminden bu kişi daha sürecin başında geçtiğimiz günlerde istifa eden İl Kadın Kolları Başkanı Yasemin Güvenç’i arıyor.

Ne için arandığı bilinmiyor.

Ama…

Görüşmek istiyor.

Kendisi yoğun olduğunu söylüyor.

Hatta “Yapmam gereken ütüm var” diyor.

Sonrasında bu kişi tarafından yardıma gidildiği öne sürülüyor.

Peki, sonrasında ne oluyor?

İddialara göre burada bir ziynet eşyası kaybı yaşanıyor.

Olay da burada patlak veriyor.

Konunun İl Kadın Kolları tarafından il yönetimine bildirildiği de öne sürülüyor.

Şimdi burada durup sormak gerekiyor.

Bu iddiaların aslı astarı nedir?

Ne yaşanmıştır?

Konuyla ilgili kim ne biliyor?

İlgililerin bu sorulara açık ve net yanıt vermesi gerekmiyor mu?

Elbette gerekiyor!

Çünkü ortada bir iddia varsa, o iddianın üzeri örtülerek de geçiştirilemez, birilerinin siyasi hesaplarına malzeme edilerek de kullanılamaz.

Bir başka iddia daha var…

Aynı şahıs yönetimden bir kişiden daha 60 bin lira borç aldığı ve karşılığında senet verildiği söyleniyor.

Açıkçası bu senet meselesi de bana oldukça tuhaf geldi.

Borç almak başka bir meseledir.

Ancak siyasi bir örgütte yol arkadaşlığı yapan insanların arasındaki borç ilişkisinin senede bağlanması, ister istemez soru işaretleri doğuruyor.

Hani insan düşünüyor…

Bu nasıl bir örgüt kültürü?

Senetli yoldaşlık mı olur?

Demek ki bazıları için siyasi dayanışmanın bile teminatı kâğıda bağlanmış!

Tabii bütün bunlar iddia.

Öte yandan olay patlak verince o şahsa baskı yapılıyor, ziynetin bir kısmı para olarak iade ediliyor.

Geri kalanı da ödeyecek sözü veriliyor.

İstifa ettiriliyor.

Yani arınacağız diyerek yola çıkan CHP İl Örgütü’nün haline bakın.

Bu olaylardan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun haberi var mı ki?

Merak ettik doğrusu.

Kimseyi peşinen suçlamak gibi bir niyetimiz yok.

Ama iddialar bu kadar ciddi ise çıkıp açıklama yapmak da herkesin sorumluluğudur.

Şimdi gelelim asıl meseleye…

Sayın Gökhan Açıker!

Siz partinin kayıp mouse’unun peşine düşmüşsünüz.

İyi de, madem partinin malına bu kadar duyarlısınız, o zaman yalnızca işinize gelen iddialara değil, diğer iddialara da aynı cesaretle yaklaşmanız gerekmiyor mu?

Önceki yönetimin götürdüğü öne sürülen eşyaları soruyorsunuz.

Peki, yakın çevrenizle ilgili gündeme gelen iddialar konusunda ne diyeceksiniz?

Mouse’un hesabını sorarken diğer soruları neden cevapsız bırakıyorsunuz?

Bakın, mesele bir mouse meselesi olmaktan çoktan çıktı.

Mesele, CHP’de kimin neyi, nasıl ve hangi sorumluluk anlayışıyla yönettiği meselesi hâline geldi.

Eğer birileri partiye ait eşyaları götürdüyse bunun hesabı sorulsun.

Eğer ziynet eşyasıyla ilgili bir iddia varsa aydınlatılsın.

Eğer 60 bin liralık borç ve senet meselesi varsa tarafları konuşsun, gerçek ortaya çıksın.

Ama öyle bir kişiye gelince aslan kesilip diğerine gelince sus pus olmak yok!

Sayın Açıker, siz mouse’un peşine düşmüşsünüz ama kamuoyunun merakı çok daha büyük…

Partide kaybolan yalnızca bir bilgisayar faresi mi yoksa hesap verme sorumluluğu da mı kayıp?

Mouse bulunur, bilgisayar bulunur, hard disk bulunur…

Ama siyasette kaybolan güveni bulmak o kadar kolay değildir.

Bir de şunu unutmayın.

Başkasının hesabını sormaya kalkanlar, önce kendi çevrelerindeki sorulara cevap vermeyi göze almalı.

Çünkü siyaset, işinize gelene bağırıp işinize gelene susma sanatı değildir.

Madem hesap soruyorsunuz, herkese sorun!

Madem şeffaflık istiyorsunuz, önce kendi kapınızın önünü aydınlatın!

Yoksa o kayıp mouse’un kablosunu ararken, bütün bir örgütün güvenini kendi ellerinizle fişten çekmiş olabilirsiniz!

Hani CHP’den ayrılıp yeni bir yapılanmayla yola çıkarken ‘arındık’ diyordunuz ya…

Pes doğrusu!

Sizin arınmış hâliniz buysa, arınmadan önce nasıldınız acaba?