YENİ Parti’de il kongresi süreci başlıyor.

18 Ekim Pazar günü yapılacak İl Başkanlığı seçimine büyük olasılıkla tek adayla gidilecek.

Ancak kongre öncesinde kulisler de hareketlenmiş durumda.

Tarkan Demir’in aktardığı kulis bilgisine göre, ilçe kongresinde başkanlığı kaybeden eski ilçe Başkanı Rahmi Çınar, Talat Yalaz’ın listesinden il yönetimine girecek.

Hatta Yalaz’ın ileride yargısal bir süreçle karşı karşıya kalması ve siyasi yasak alması durumunda, Çınar’ın il başkanlığına getirilebileceği de konuşuluyormuş.

Peki, bu iddiaların aslı astarı var mı?

Dün Talat Yalaz’ı aradım ve doğrudan kendisine sordum.

Yalaz, iddiaları doğrulamadı.

Aksine, konunun kendi gündemlerinde olmadığını özellikle vurguladı.

Şöyle dedi:

“Kendisinin böyle bir talebi olmadı. Rahmi abinin ‘Ben yönetime gireyim’ gibi bir düşüncesi yok. Biz de zaten yönetimle ilgili bir düşünce içine girmedik. Hiç kimseyle ilgili bir değerlendirmemiz olmadı. Önümüzde bir ön seçim var. Ön seçimden sonra yönetim yapılacak. Her şeyi zamanında düşüneceğiz. Ben şu an ön seçim odaklıyım. Böyle bir konu gündemimize gelmedi.”

Ben de kendisine, “Peki, Rahmi Çınar’dan böyle bir talep gelmedi ama teklif sizden giderse ne olacak?” diye sordum.

Yalaz, böyle bir talep olmadığı sürece konunun mümkün görünmediğini ifade etti.

Şimdi gelelim işin siyasi ve etik boyutuna…

Bana göre, böyle bir hamle zaten yakışık almazdı.

Elbette Rahmi Çınar’ın siyasette yoluna nasıl devam edeceği kendi tercihidir.

Elbette Talat Yalaz’ın da kuracağı yönetim konusunda karar verme hakkı vardır.

Ancak mesele yalnızca bir ismin il yönetimine girip girmemesi değil.

Mesele, bunun nasıl okunacağı ve siyasette nasıl bir karşılık bulacağıdır.

Çünkü ortada yakın zamanda kaybedilmiş bir ilçe kongresi var.

İlçe başkanlığını kaybeden bir ismin, bu kez il yönetimi üzerinden yeniden sahneye çıkması, hele ki gelecekte yaşanabilecek ihtimaller üzerinden il başkanlığı hesabıyla ilişkilendirilmesi, ister istemez farklı yorumlara kapı aralar.

Böyle bir tablo, siyasi bir görevlendirmeden çok, kaybedilen kongrenin rövanşı olarak algılanabilir.

Hatta bazıları bunu, sandıkta alınan yenilgiye karşı geliştirilen bir karşı hamle, bir tür siyasi intikam olarak okuyabilir.

Oysa siyasette her hamle yapılabilir ama her hamle doğru değildir.

Bazen bir adım atmak kadar, o adımın hangi gerekçeyle atıldığı ve kamuoyunda nasıl karşılık bulacağı da önemlidir.

Şimdilik Talat Yalaz, böyle bir konunun gündemlerinde olmadığını söylüyor. Dolayısıyla ortada doğrulanmış bir plan değil, bir kulis iddiası var.

Bunu da birbirinden ayırmak gerekiyor.

Ancak şu da unutulmamalı:

Siyasette koltuklar üzerinden kurulan ihtimaller, bazen daha ortada hiçbir şey yokken insanları karşı karşıya getirebilir.

Çünkü kongreler kazanmak ve kaybetmek içindir.

Ama kaybedilen bir kongrenin hesabını başka bir koltuk üzerinden görmeye kalkmak, siyaseti hizmet yarışından çıkarıp kişisel hesaplaşmaya dönüştürür.

Ve siyaset, kişisel hesaplaşmaların gölgesinde kaldığında kazananı kim olursa olsun, kaybedeni parti olur.

Rahmi Çınar’a da bir çift sözüm var:

Siyasette yenilgi de vardır, kazanç da.

Önemli olan, kaybedilen bir yarışın ardından nasıl bir yol izlediğinizdir.

Eğer ilçe kongresinde kaybettiyseniz, yapılması gereken başka koltukların hesabını yapmak değil, neden kaybettiğinizi sorgulamak ve yeniden güven kazanmaya çalışmaktır.

Çünkü sandıkta alamadığınız yetkiyi, kulislerde aramak siyaseten doğru bir yol değildir.

Hele ki bir başkasının olası siyasi geleceği üzerinden kendi geleceğinize dair hesaplar yapıldığı izlenimi doğuyorsa, burada durup düşünmek gerekir.

Rahmi Çınar unutmasın.

Siyasette kaybettiğiniz koltuğun rövanşını başka koltukların gölgesinde aramak yerine, önce neden kaybettiğinizle yüzleşin, çünkü sandıkta alamadığınız itibarı kulislerde hiç alamazsınız.