CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı ile ilgili verilen mutlak butlan kararının ardından yükselen tansiyon şimdilerde yavaş yavaş düşerken, Kemal Kılıçdaroğlu’nun da parti içerisindeki otoritesini yeniden sağlamlaştırma çabalarına tanık oluyoruz.

Son olarak CHP’li 9 milletvekilini ihraç istemiyle disipline sevk eden Kılıçdaroğlu’nun, A Takımındaki bu hızlı değişikliklerin ardından il ve ilçe yönetimlerine yönelmesi ile seçim sürecine gelindiğinde kendisine sadakat gösteren isimlere adaylık şansı tanıması elbette sürpriz olmayacak.

Bu durum ise halihazırdaki bazı isimlerin siyaset sahnesinin dışına itilmesinin yanı sıra yerlerine başka isimlerin geçeceğini ortaya koyuyor.

Dolayısıyla partiden çeşitli sebeplerle dışlanmış ya da partide önü kesilmiş bazı siyasetçilerle birlikte yeni yüzlerin de CHP çatısı altında siyaset yapacağı farklı bir dönemin kapılarının açıldığını kabul etmek gerekiyor.

***

Evet efendim; mahkeme tarafından alınan karar beğenilsin ya da beğenilmesin hatta kimileri çıkıp da kararı tanımıyoruz desin, hiç fark etmez.

Siyaset, veri odaklı ve gerçekçi bir temele dayanır.

Birilerinin gelişmeleri kabul etmemesi bu kaideyi asla değiştirmez.

Ama yine de bu gerçeği göremeyenler o kadar çok ki…

Aktif siyasette olup da rüzgarın tersine dönmesinden zarar görecek kişileri ayrı tutuyorum. Onların bu tavrı sergilemesi gayet doğal.

Ama siyasette açılan bu yeni koridordan faydalanmak isteyip de kendisini gizlemeye çalışanları bir türlü anlayamıyorum.

Çıkıp, basın açıklaması yaparak taraflarını belli etsinler de demiyorum.

Mesela istihbarat bölümümüzün edindiği bilgiler neticesinde “Eskişehir’de şu isimler Kılıçdaroğlu’nun yanında” şeklinde bir haber yapıyoruz.

Ya da köşe yazılarımızda, “Kılıçdaoğlu’nun Eskişehir ekibinde şu isimlerin yer alması bekleniyor” minvalinde kulis bilgileri paylaşıyoruz.

Ve yayınlanır yayınlanmaz, telefonlarımız çalmaya başlıyor.

Kısa bir hal hatır sorma faslından sonra karşılaştığımız ifadeler hep aynı:

“Aman tepki çekerim.”

“Şu an beklemedeyim.

”bir süre siyasetten uzak duracağım.”

“Özgür Özel’e haksızlık yapıldığı düşünüyorum, dur sakın yazma. Aslında Kılıçdaroğlu da çok emekler verdi partiye, rica ederim bunu da yazma. Sen iyisi mi, şimdilik beni hiç anma…”

Bunlar en sık karşılaştığım geri dönüşler.

Ki buradan iddia ediyorum; çok değil en fazla üç ay sonra bu sözleri söyleyenler siyasette kartların yeniden dağıtıldığının farkına varacaklar, haber ya da yorumlarımızda yer almak için kapımızı çalacaklar. Ve siyasette konuşlandıkları yeri gösterme gayreti içerisine girecekler.

Geçmişte böyle demiştiniz dediğimizde ise türlü türlü bahaneler sayacaklar.

Ne diyelim?

İyisi mi, bu yazı da arşivde kalsın efendim.

Yorum sizlerin.

Bendeniz yarın yine buradayım.

Beklerim efendim…

GÜNÜN SÖZÜ:

Satrançta, tek bir kötü hamle kırk iyi hamleyi boşa çıkarır.
- Horowitz