Ülkemizde deprem bilincinin oluşturulması ve depremlere karşı daima hazırlıklı olunması amacıyla ülkemizde her yıl 1- 7 Mart tarihleri arası Deprem Haftası olarak kabul edilmektedir.

Deprem Haftası, depreme karşı dayanıklı yapılar yapma, deprem felaketi halinde toplum bilinci ve dayanışma içinde hareket edilmesi bakımından hayati önem taşımaktadır. Ancak deprem haftasında ülke genelinde ve Eskişehir’de arzu edilen boyutta depremle ilgili önlemlere ve halka yönelik depremle ilgili toplantı ve etkinler yapılmıyor.

Oysa deprem coğrafyasında yer alan ülkemiz doğal afetlerle sık sık karşı karşıya kalmaktadır. Ancak ne siyasi iktidarlar ne ilgililer ülkemizde yıllardır depremler sonrası büyük can ve mal kaybı olmasına rağmen yeterli tedbirler almadı, bilim adamlarının uyarıları da göz ardı edildi.

Nitekim ABD’deki Purdue Üniversitesi’nin en önemli deprem profesörlerinden Sayın Mete Sözen, “ Japon, ABD’li ve Türk uzmanlarla onarım raporu hazırlayıp Başbakan’a sunduk. Bir şey yapmadı. MGK’ya götürdük sonuç alamadık. Bu ülkede kimse hiçbir şey yapmıyor!” diyerek bir gerçeği ortaya koydu.
Aslında Türkiye 1999 depreminden sonra, çok büyük bir atılım yaptı, Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde en modern gereçlerle donanmış deprem dinleme istasyonları, Küresel Konum Belirleme Sistemi (GPS)ve California’da bile bulunmayan Erken Uyarı Sistemi ağını kurdu.

Amerikan, İngiliz ve Japon bilim adamlarının hemen hepsi, deprem araştırmaları konusunda, Türkiye’yi örnek gösterdi. Ancak binaların sağlamlığı alanında yeterli önlemler alınmadı. Oysa insanları deprem değil binalar öldürüyor.

Ayrıca depremle ilgili sorunlar, fay hattı üzerinde bina inşa etmekten kaynaklanmıyor. Eğer depreme dayanıklı binalar, fay hattının çok yakınına bile inşa edilse, can kaybı olmadan binalarda ufak tefek hasarlarla atlatılır.

Kentlerde yapılan imar planları sağlıksız kentleşmeye zemin hazırladı. Olası bir depremde, dar sokaklar ve enkazlar, trafiğin kilitlenmesine yol açacak, kurtarma ekipleri, hastaneler, polis, silahlı kuvvetler ve itfaiye ulaşımda büyük sıkıntılar yaşayacak.
Anadolu Üniversitesi öğretim Üyesi ve deprem uzmanı Sayın Prof. Dr. Can Ayday’ın, “Çevremizdeki iller Deprem Afet Sistemi'ni hayata geçirdi. Sadece Eskişehir’in kent merkezi değil, ilçeleri de tehlike altında ” sözleri, depremle ilgili çalışmalarda mutlaka dikkate alınmalıdır.

Eskişehir’de deprem gerçeği yıllardır masaya yatırıldı ve deprem konusunda çalışan uzmanlar sürekli bir araya geldi ve Eskişehir’de, 1998 yılından önce yapılan binaların güçlendirilmesi gerektiği de hep söylendi. Ancak yeteri kadar dikkate alınmıyor.

Eskişehir’ de depremle ilgili pek çok panel, konferans, sempozyum ve toplantılar da yapıldı. Pek çokta öneri getirildi. Ancak gelinen nokta ortadadır. Uzmanlarca, yıllardır gündeme getirilen ve depremde, insan yaşamı için de olmazsa şartı olan “SAĞLAM ZEMİN ÜZERİNDE OTURMAK” ve “SAĞLAM BİNADA OTURMAK” gibi iki basit kural bile kentte göz ardı edilmektedir.

Depremlerde mal ve can kaybını önlemek için Eskişehir’de Sivil Savunma ve İl Acil Yardım Ekipleri ve Sivil Savunma yükümlülerinin eğitimleri, sürekli olarak yapılmalı ve eğitimler tatbikatlarla pekiştirilmelidir.

Sivil Savunma depoları kurularak, depremlerde, gerekli ara-gereç ve malzeme stokları yapılmalı ve kent düzeyinde etkin bir “Haber Alma ve İkaz Sistemleri” ve ilgili sivil ve resmi kuruluşlar ile koordine edilerek kurulmalıdır. Kentteki “Deprem toplanma yerleri” muhafaza edilmelidir. Belediyelerdeki itfaiye teşkilâtları, bir afet anında kurtarma ve ilk yardım yapacak şekilde örgütlenmeli, donatılmalı ve eğitilmelidir.

Eskişehir’de ekonomik ömrünü tamamlamış, afet riski taşıyan, eski veya sağlıksız yapılar, modern şehircilik ilkelerine uygun olarak yıkılıp yeniden inşa edilmelidir.

Eskişehir’de depremle ilgili alınan önlemler, bir müddet sonra ya unutuluyor, ya da yok ediliyor. Nitekim Eskişehir’de 17 Ağustos sonrası Zincirlikuyu Mahallesi’nde gerçekleştirilen 62500 m2, çadır kentin, akıbeti nedir bilmiyoruz, Mamuca da gerçekleştirilen, 55500 m2 çadır kent, TOKİ’ye tahsis edildi. Şahin tepesindeki çadır kent sahası ise Alp Yapı Kooperatifine tahsis edilerek ortadan kaldırılmıştır. Oysa bu çadır kent sahalarının, her an hazır olacak şekilde muhafaza edilmesi ve depremde gerekli malzemenin de her an hazır olması gerekir.

Eskişehir’de depremle gerekli önlemler alınmazsa olası bir depremde, mal ve can kaybı olacaktır. Bunun önlenebilmesi ve alınan tedbirlerin değerlendirilmesi, yeni önlemlerin alınması için en azından deprem haftasında, vali başkanlığında, belediye başkanları ve diğer ilgililer, depremle ilgili alınan ve alınacak önlemleri değerlendirilerek gerekli önlemleri almalıdır. Çünkü depremde, can ve mal kaybına deprem değil, ihmal sebep olur.