Efendim çok manidar bir söz vardır, “Yaptığı hayır ürküttüğü kurbağaya değmemek”

Yani o hayrın havada kalması demektir bu ifade...

Ama içinde ciddi bir kıymet bilmemek içerir..

Yok yok nankörlük demiyorum o çok keskin olur ama hayal kırıklığına uğrayanlar ağız dolusu diyebilir..

Peki Yılmaz Büyükerşen diyor mudur sizce?

Yılmaz hoca şüphesiz etkili, güçlü ve markalaşmış bir siyasetçi..

Ve bu konuda asla mütevazi değil.

Hiç olmadı..

2023 seçimlerinde makamı kendisinin işareti ve desteği ile Ayşe Ünlüce’ye devrettiyse de hep o makamın bir köşesinde olmak istedi..

Sayın Ünlüce tüm nahifliği ile bu duruma sessiz kalmak istese de, hatır gönül bilse de bir yerden sonra buna çok da müsade etmedi..

Tatlı tatlı ama dimdik bir duruş sergiledi..

Yılmaz Hoca birkaç adım bile geri çıkmak istemedi tabi.

Cumhuriyet Halk Partisi Belediyelerin Genel danışmanlığı görevini verse de o daha göze görünen somut ve aktif bir pozisyonda olmaya alışmıştı.

Gelin görün ki öyle olmadı..

Daha çok yeni büyük bir hayal kırıklığı yaşadı Sayın Büyükerşen..

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt adeta “yeter” dedi..

Senin dönemin bitti dedi..

Çekil biz varız dedi..

Dedi de dedi…

Ağır konuştu sayın Kurt..

Ona göre bu ifadeler realite olsa da Yılmaz hoca için yenilir yutulur ifadeler değildi..

Maziye baktı Yılmaz hoca..

Kazım kurt için yaptığı tüm fedakarlıkları hatırladı..

Tüm o gayretleri bir bir sıraladı..

Vay be dedi belki de… Hele ki sen…

Ummadığı yerden yara aldı hoca..

Çekinmedi ama alenen sitemini de etti..

Öyle ifadeler kullandı ki mevzuya Giray Han bile dahil edildi..

Yılmaz hoca yaptığı iyiliği ürküttüğü kurbağa değirmedi anlayacağınız..

Vaktiyle ben senin için şunları yaptım diye sitem ile süsleyip tek tek saydı..

Kazım Kurt incinse de keşke tek kelime etmeseydim dedi..

Daha ağzımı açmam dedi..

Kabul etti onca emeği..

Üzerimde hakkı vardır dedi..

Sustum dedi…

Susarken bile çok şey söyledi..

Ben söylerim sen duyarsın ama kapanır gider sandı..

Öyle olmadı..

Sonra Sayın Büyükerşen dedi ki boşverin siyaseti,

Alın sizin olsun, ben Akademik başarılarım ile anılayım o daha efdal..

Siyaset gelir geçer..

Ya da siz gelir geçersiniz..

Beni de geçti hatta dönemi bitti zannedersiniz..

Ben saygıda kusur etmem,

Ettiysem saygı bana kusur size aittir..

Yılmaz hoca kimseyi affetmiyor aslında ama gelinen noktada üst üste gelen bunca kırgınlık ile bu şehre sığamıyor..

Dolayısı ile kendine doğru uzaklaşıyor..

Koca koca insanların uzun yıllar sonrasında siyaset adı altında bunca emeğin ve beraber yol yürümüşlüğün sonrasında hiç konuşmaması bu kadar zor mu?

Bilemedim..