Sürekli Millet Bahçesi’ndeyim malum.
Beni arayıp da bulmak isteyen varsa navigasyona gerek yok.
Oralarda bir iki tur atsın, iki bank arasına sıkışmış halde büyük ihtimalle oradayım.
Yok muyum?
Varsa bile yok gibi değilim.
Çünkü illa ki bir banka çökmüş, çay bardağına bakıp hayatı sorguluyorumdur.
Şimdi alınacak AK Parti yetkilileri olur ama…
Ben de bir gerçeği söyleyeyim.
Millet Bahçesi’ni benim yaptırdığıma inanan bir kitle var.
Yemin.
Vallahi.
“Ukalalık yapma” diyenler olacak ama ben zaten ukalalık değil, mahalle baskısıyla karışık vatandaş emeği konuşuyorum.
Sürekli oradayım, sürekli oturuyorum, sürekli “burası iyi olmuş ama…” diye cümleler duyuyorum.
Ama’lar önemli…
Sonuç ise daha önemli…
Vatandaş diyor ki:
“Bu bahçeyi sen yaptırdın.”
Keşke imar planına adımı da yazsalardı, meclise getirseniz nasıl olur ki?
En azından bankların altına küçük bir “Özge Zaim hatırası” tabelası falan asın bari…
İşin şakası…
Vatandaş haklı.
Çünkü seçim zamanı verilen sözler var.
Mesela en romantik olanı…
Ücretsiz çay ve kek.
Bakın bu küçük bir vaat değil.
Bu medeniyet projesi.
Bank var, tamam.
Ağaçlar var, kuşlar zaten yerinde…
Hatta aile festivali bile yapılacak yakında da…
Ama kek nerede?
Hani günlük verilecek olan, belki biraz bayat olacak ama olsun…
Onu da bu kekler bayat diye yaza yaza tazesini yaptırırız.
Yeter ki olsun.
Ama yok!
O yüzden Millet Bahçesi’nden sorumlu baş muhabir olarak soruyorum!
Bizi mi kek’lediniz başkan?
Bak kelime oyunu değil bu, direkt hayatın özü.
Çünkü biz o kekin hayalini kurarak geldik.
Sonra ne oldu?
Çay geldi, kek gitmiş.
Çay da paralı bu arada…
Güya o da ücretsiz olacaktı.
Kek teslimatında lojistik sorun mu var yoksa kekler başka bir bahçeye mi yönlendirildi?
Henüz bilmiyoruz.
Bu arada bir de slogan meselesi var.
“Yaparsa AK Parti yapar.”
Hep öyle dersiniz.
Güzel slogan…
Ama ben artık alternatifini öneriyorum…
Benim sloganım ise daha net:
“Yaptırırsa Özge Zaim yaptırır.”
Çünkü görüyoruz ki vatandaşın hafızası güçlü.
Yapılanı da unutmaz, yapılmayanı da çayın yanında hatırlar.
Neyse…
Ben yine Millet Bahçesi’ndeyim.
Eğer kek dağıtımı başlarsa, ilk sırada ben yokum.
Çünkü ben zaten oradayım.
Banktayım.
Beklemedeyim.
Ve hâlâ aynı soruyu soruyorum:
Bu bahçe güzel de…
Kek nerede başkan?