CHP'de "mutlak butlan" tartışmaları sürerken, Eskişehir kulislerinde konuşulanlar da giderek daha fazla dikkat çekiyor.

Bir süre önce "Mutlak butlan sürecini Eskişehir'de Jale Nur Süllü mü dizayn ediyor?" başlıklı bir yazı kaleme almıştım.

O günlerde birçok kişi bu değerlendirmeyi fazla iddialı bulmuştu.

Ancak aradan geçen sürede kulağıma gelen bilgiler o yazıda aktardığım kulislerin yabana atılacak türden olmadığını gösteriyor.

Beni tanıyanlar bilir.

Kulis bilgisi paylaşacaksam dahi önce birkaç farklı kaynaktan teyit etmeye çalışırım.

Siyasette dedikodu çoktur ama her dedikodu yazıya taşınmaz.

Yazıya giren bilgi en azından belli bir zemine oturmuş olmalıdır.

Anlatılanlara göre Eskişehir'de Kemal Kılıçdaroğlu'na yakın duran ekipler çalışmalarına merkezden değil kırsaldan başlamış durumda.

Bu tercih tesadüf mü?

Sanmıyorum.

Çünkü siyasette bazen büyük resmi değiştiren şey büyük şehirler değil, küçük ilçelerde kurulan sessiz dengelerdir.

Hatırlarsanız daha önce CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü'nün mutlak butlan il başkanı arayışında olduğu yönündeki kulisleri de aktarmıştım.

O dönemde çeşitli isimlerin nabzının tutulduğu, farklı alternatiflerin değerlendirildiği konuşuluyordu.

Bugün gelinen noktada ise kırsal ilçelerde yoğun bir temas trafiğinin yaşandığı ifade ediliyor.

Kulislere göre Jale Nur Süllü'ye yakın isimler olarak gösterilen Mehmet Çelik, Serhan Taşdemir, Suat Uzan ve Yüksel Akpınar'ın bazı ilçe başkanlarıyla görüşmeler yaptığı, örgütün eğilimlerini anlamaya çalıştığı konuşuluyor.

İddialara göre sorulan temel soru da oldukça net:

"Bizden misiniz, onlardan mı?"

Özellikle Mihalgazi, Beylikova, Alpu, Sivrihisar ve Mihalıççık hattında hareketlilik yaşandığı yönünde bilgiler geliyor.

Suat Uzan'ın Mihalıççık üzerindeki etkisi de kulislerde sıkça dile getirilen başlıklardan biri.

Elbette bunların tamamı siyasi kulis niteliğinde bilgiler.

Ancak dikkat çekici olan nokta şu…

Eğer gerçekten bir organizasyon kuruluyorsa bunun ilk adımları neden merkezde değil de kırsalda atılıyor?

Bunun cevabı aslında siyasetin temel matematiğinde saklı.

Çünkü delegeler, ilçe örgütleri ve yerel dengeler çoğu zaman kamuoyunun gördüğünden çok daha fazla belirleyici oluyor.

Genel merkezde yapılan hesaplar bazen bir ilçe binasında bozulabiliyor.

Bu nedenle Eskişehir siyasetini takip edenlerin gözünü yalnızca Odunpazarı'na, Tepebaşı'na ya da il merkezine çevirmesi yeterli değil.

Asıl hareket bazen kimsenin dikkat etmediği ilçelerde başlar.

Peki, Gaye Usluer bu tablonun neresinde?

Kulislerde konuşulanlara bakılırsa daha önce de işaret ettiğim gibi sürecin ön planında görünmemeyi tercih ediyor olabilir.

Eğer organizasyonun ağırlık merkezi başka bir isim üzerinden yani Jale Nur Süllü ilerliyorsa geri planda kalmak bilinçli bir tercih olarak okunabilir.

Hatta yakında aralarında bir gerginlik olursa kimse şaşırmasın.

Anlayacağınız…

Bazen sonucu belirleyen hamleler sessizce ilçelerde atılıyor.

Kimse farkında değil…

Benim kafamı kurcalayan nokta ise şu…

CHP yıllardır parti içi demokrasiyi, şeffaflığı ve katılımcılığı savunduğunu söylüyor.

O halde bugün Eskişehir'de konuşulan bu iddialar, parti tabanında yeni soru işaretleri yaratmaktan başka ne işe yarıyor?

Eğer gerçekten bir siyasi hazırlık yapılıyorsa bunun adresi kulisler değil, örgütlerin açık iradesi olmalıdır.

İşte tam da bu noktada gözler hem Kemal Kılıçdaroğlu cephesine hem de Jale Nur Süllü'ye çevriliyor.

Neden bu işler gizli gizli yapılıyor?

Neden bir açıklama yapılmıyor?

Neden sorulardan kaçılıyor?

Anlayın, örgüt artık güven istiyor.

İnanmak istiyor.

Parti tabanı artık kapalı kapılar ardında yapılan hesaplardan çok, açık ve net bir siyaset görmek istiyor.

Çünkü siyasette en büyük hata örgütlerin hiçbir şeyi görmediğini sanmaktır.

O hataya düşmeyin…

Başlamadan kaybedersiniz…