Birisi bana Fatih Dönmez huzuru versin.

AK Parti Eskişehir Milletvekilinden bahsediyorum.

Bilmiyorum, Fatih Dönmez gibi sakinlikte ve dinginlikte siyaset yapasım var.

Ormanlık bir alanda yürürken, kuşların cıvıltısını dinlerken, kuruyan şelalelere bakarak, “Kuraklık da iyice arttı” diye gökyüzüne bakarak gidesim var.

Bir banka oturup etrafı sessizce izlerken, “CHP’de yaşanan gelişmelere ilişkin” Yunus Emre’nin dizelerinden örnek veresim var.

Hiç kimseye bulaşmayıp, onlar bana bulaşsa bile Hacı Bektaş Veli sözlerinden örnek gösterip, “İnsanın kemali, ahlâk güzelliğidir” diyerek konuyu kapatasım var.

Taraf olmadan da yaşanabileceğini göresim var.

Vekille Porsuk kenarında çay içerken, “Sayın Bakanım, sosyal medyamdan şu şahsa biraz ağır gitmişim, mahkemelik olduk” derken, yüzündeki ince gülümsemeyi alarak, “Ya kırdığın gönlü Allah seviyorsa bilemezsin; bilseydin ödün kopardı, dokunamazdın” cümlesiyle yutkunmamın değişesi var.

Sonra çayımdan bir yudum alıp telefonu cebime koyasım var.

Bildirim seslerini kapatasım var.

Gündemi beş dakikada bir kontrol etmeyesim var.

Her tartışmaya yetişmek zorundaymışım gibi davranmayasım var.

Birilerinin birbirine bağırarak anlattığı şeylerin hakikat olmadığını, bazen hakikatin sessizce konuştuğunu fark edesim var.

Bir ağacın gölgesinde otururken memleket meselelerini konuşup, çözümün her zaman yüksek sesle söylenen cümlelerde olmadığını anlayasım var.

Bir gazeteci olarak sorularımı sorup cevaplarımı aldıktan sonra kavga çıkarmadan da köşe yazısı yazılabileceğini göresim var.

“Bu konuda ne düşünüyorsunuz?” diye sorduğumda, karşımdakinin cümlesinin sonunu bekleyesim var.

Söz kesmeden, hüküm vermeden, etiket yapıştırmadan konuşasım var.

Belki de bütün mesele budur.

Bu memlekette herkes birbirine bir şey anlatmaya çalışırken, birilerinin de sadece dinlemesi gerekiyordur.

Herkes hızla öfkelenirken, birilerinin yavaşlaması gerekiyordur.

Herkes tarafını ilan ederken, birilerinin vicdanını koruması gerekiyordur.

Belki de bu yüzden Fatih Dönmez huzuru diyorum.

Bir siyasetçiden çok bir ruh hâlini tarif etmeye çalışıyorum.

Porsuk kıyısında esen hafif rüzgâr gibi...

Eskişehir'in sakin bir sonbahar akşamı gibi...

Kimseyi kırmadan da fikir sahibi olunabileceğini hatırlatan eski bir dost tavsiyesi gibi...

Çünkü son zamanlarda en çok ihtiyaç duyduğumuz şey haklı çıkmak değil.

Biraz sükûnet.

Biraz nezaket.

Biraz da huzur.