Siyasette bazı önyargıları değiştirmek, seçim kazanmaktan daha zor hatta belki de en yorucu kısmı.

Çünkü sandıktan çıkan sonuç değişir, makamlar değişir, siyasi dengeler değişir; ama bir insanın başarısına ilişkin yerleşmiş kanaatleri değiştirmek zaman alır.

Ayşe Ünlüce’nin hikâyesi de tam olarak böyle bir hikâye.

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olduğu dönemde, siyasi koşulların ve gelişmelerin kendisine bir fırsat sunduğunu düşünenler vardı. Daha yeni kaleme almıştım hatırlıyorsunuz değil mi?

Hatta zaman zaman kendi siyasi çevresinde bile başkanlığının biraz da şartların getirdiği bir sonuç olduğu yönünde değerlendirmeler yapıldı.

Oysa siyasette bir kapının açılması başka, o kapıdan geçtikten sonra kendi yolunu çizmek bambaşka bir şeydir. Ve ben ısrarla bunun bir şans değil şahsi başarı olduğunu kaleme alacağım.

Önceki yazımızda sormuştum: “Ayşe Ünlüce başkanlığı nasıl bir yere dönüştürüyor?” diye. İyi ki bu soruyu sormuşum ki muhteşem bir cevap geldi.

Ayşe Ünlüce’nin Türkiye Belediyeler Birliği Başkan Vekilliğini kazandı ve birlikte artık başka bir noktadayız.

Bunun adını hâlâ şans koymak, ortaya çıkan sonucu açıklamak değil, görmezden gelmektir.

Çünkü karşımızda yalnızca bir belediye başkanlığı seçiminin ardından elde edilmiş yeni bir unvan yok. Eskişehir’de başlayan siyasi yolculuğunu ülke ölçeğinde yeni bir sorumluluğa taşıyan bir belediye başkanı var.

Üstelik bu gelişmeyi değerlendirirken asıl gözden kaçırılmaması gereken nokta, Ünlüce’nin bu göreve Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı olarak, kendi döneminde oluşturduğu yönetim pratiği ve siyasi ilişkilerle gelmiş olması.

Artık mesele, onun başkanlığa hangi koşullarda geldiği değil; o makamda ne yaptığı ve kendisine açılan siyasi alanı nasıl genişlettiği.

Bir şehrin belediye başkanının ülke çapında bir görev üstlenmesi, o kentte yürütülen çalışmaların, yönetim kültürünün ve siyasi temsilin görünürlüğünün bir sonucudur.

Ünlüce, Eskişehir’de kendisine verilen sorumluluğun ardından kendi yönetim kimliğini oluşturmak durumundaydı. Şimdi Türkiye Belediyeler Birliği Başkan Vekilliğini kazanarak bu yolculuğu daha geniş bir alana taşımış durumda.

Bu sonuç, onun siyasi temsil gücünün Eskişehir sınırlarının ötesinde de karşılık bulduğunu gösteren önemli bir gelişmedir.

Böyle bir noktaya gelmiş bir siyasetçiyi hâlâ yalnızca ilk adaylık sürecinin koşullarıyla açıklamaya çalışmak, hikâyenin devamını okumamaktır.

Şansla başlayan her hikâye şansla devam etmez

Önceki yazımızda, “Şans kapıyı açmış olabilir. İçeride kalmayı sağlayan şey artık şans değil, performanstır” demiştik.

Bugün bu cümleyi bir adım ileri taşımak gerekiyor.

Ayşe Ünlüce’nin siyasi yolculuğunun başlangıcında hangi koşulların etkili olduğu artık tartışmanın merkezinde değil çünkü önümüzde, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanlığından Türkiye Belediyeler Birliği Başkan Vekilliğine uzanan somut bir siyasi sonuç bulunuyor.

Ünlüce’nin başarısını değerlendirirken yapılması gereken, onu ne gereğinden fazla yüceltmek ne de geçmişteki önyargıların içine hapsetmektir.

Yapılması gereken, ortaya çıkan sonucu hakkıyla teslim etmektir.

Eskişehir siyasetinin de bu gerçeği görmesi gerekiyor.

Çünkü bazen bir siyasetçinin en önemli kazanımı, yeni bir makam elde etmesi değildir. Onun başarısını başından beri küçümseyenlerin, artık o başarıyı eski açıklamalarla izah edememesi..

Ayşe Ünlüce’nin hikâyesinde bugün gelinen nokta tam da bu.

Ve artık Ayşe Ünlüce’nin başarısını, ona bir zamanlar açılan fırsatlarla değil, bugün ulaştığı yerle konuşmanın zamanı geldi.

Ayşe Ünlüce artık bambaşka bir boyutta